Bekir Şamil Potur, Yasemin Evlendiğinde Sonsuz Gökler Altında Sonsuza Dek

1-Yasemin evlendi.

2-Ben çocukken bir kurban bayramı bize aşağıdaki kartpostal gelmişti:

3-Evladını kaybetmiş bir ana kadar divane adam ise gözlerini göklere dikerek yürümeye başladı. Kararı sonsuza dek böylece yürümekti. Madem yeryüzünde bir musibet olmuş, bütün işlerin elleri bağlanmıştı, o halde durmadan göklere bakarak yürümek gerekirdi. Yürüdü ve yürüdü. Bir ara, cömert gökyüzü: bütün yüzleri gökte gördü. Anne, baba, kardeş, akraba, facebook taifesi hep oradaydı. Ama bir sürpriz var, birden Yasemin gökte belirdi! Muzaffer görüntü: Çünkü yeri ve göğü kaplamıştı. Demek, çok mutluydu, mutluluktan gökte ondan gayrisine yer kalmamıştı. Yasemin mutlu olsun elbet. Herkesin mutluluğunu istemek amelimdir. Yasemin yere doğru inmeye başladı. Sonra tuttu, gelin çiçeğini adama uzattı. Beyaz lilyumlar aşağıya sarkıp alın yazısı kadar yaklaştı. Adam ne yapsın, huşu içerisinde başını öne eğdi. İri gözlere bakamadı tabiî. Ama münkirlik de etmedi, elini göğe kaldırıp bekledi. Bekledi ve geldi lilyumlar parmaklarına değdi. Ama şaka; yeri göğü kaplamış Yasemin çiçeklerini aniden geri çekiverdi! Keşke o an bir yıldırım düşseydi. Ne ki, düşmedi. Ve kaldı ki kanundur: âşık ısrarcı olunca böyle mahcup edilir. İkindiyi geçmişti, adam ağlamaya başladı. Smokin giyinmiş bir damat bulut da gökten ona eşlik etti. İki gözyaşı birleşip aktı, aktı, aktı. Ertesi gün oldu, adam yine yürümekteydi. Benzi sarı mumdu. Boynu göklerin kuğusuydu. Bir hafta sonra, on gün boyunca hep aynı şekilde yürürken görüldü. Bir ay sonra, bir senenin ardından bile adam tahammül etmekte, yine hep aynı şekilde yürümekteydi. Tamam, uzatılmayacak, işin sonuna gelindi: Canım âşık, iş bu sergüzeştin sonunda ecelle selâmet bulacaksın. Bak, yepyeni, ateş gibi ve pek bir şiddetli bir tırpan ortaya çıkar. Sımsıcak çelik, sımsıcak boyna değer. Değer değmez baş düşer. Kanla boyanır. Müstakil baş yuvarlanır. Yuvarlanır: aşık-ı sadıktır, bütün o yolları gerisin geri gider. Beyaz iskarpinlerin önünde durur! Taze gelin, yüzünü buruşturma, o kırmızı, kıpkırmızı bir güldür. Kal sağlıcakla.

4-Ben çocukken bir kurban bayramı bize üzerinde yukarıdaki resmin olduğu bir kartpostal gelmişti…

 

 

Bekir Şamil Potur

İZDİHAM

 

 

 

 

İzdiham 27. Sayısına ulaştı. Bu sayıda Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Fatma Şengil Süzer, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Nurdal Durmuş, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Halil Kurbetoğlu, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, Ferhat Toka, Mücahide Orak, Mücahit Gündoğdu, Kevser Tekin, Elif Atasoy, Hatice Çay ve Yağız Gönüler yer alıyor. İzdiham hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham dergisinin 27. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: