Begüm Çelikkol – Aşk ve Ayrılık

İncir ağacısın gam götürensin

Her ayrılıştan sonra olmaz mı? Ona ait her şeyi çöpe atarsınız, yeni kıyafetler alırsınız, gittiğiniz yerlere bir süre gitmemeye çalışırsınız ama dayanamazsınız… Gider oturur bir de üzerine okkalı Türk kahvesini içersiniz. İşte böyle bir durumdur ayrılık da… Aşkın ayrılığı… Ne beklenebilir ki? O varken yapılan saçma sapan şeylere o yokken de devam edersiniz. Etrafınızdakilerin, “Nasılsın?” sorusuna kendinizi kandırırarak, “İyi ki bitti”, “Oh be kurtuldum” diye yanıt verirsiniz… “Güçlüyüm” imajı çizersiniz ama akşamları bastırınca iş hiç de öyle olmaz.
Yalnız televizyon seyredersiniz, yalnız sinemaya gidersiniz, yalnız uyursunuz aslında hiç uyuyamazsınız. Rüyanızda görmek için dua bile edebilirsiniz. Ama o gitmiştir, acı gerçek ortadadır. Sonrasında beddualar gelir, onlardan da pişman olunur. “Bana uzak, Allah’a yakın olsun” dersiniz sonra yine fikrinizi değiştirirsiniz. ve bu psikoloji çok uzun sürer. Gerçekten sevmişseniz, toparlayamazsınız. Aklınızın bir yerinde, kalbiniz kanar yıllarca. Üzerinden 10 yıl geçtiğinde bir dost sohbetinde eskilerden bahsederken, onu anlatmaya başlarsınız. İçinizde bir his kalmasa da nedense gözleriniz doluverir… Eskisi kadar acıtmaz ama etkisi geçmez… “Zaman geçer kabuk bağlar, sızı diner yara sağalır.” Unutulmaz. En ufak bir ses, en ufak bir parfüm kokusu, en ufak bir şarkı anımsatır. Geçmez işte…

Aşk; bütün çarelerin bittiği yerde yaşadığın çaresizliktir. Yapman gereken onca şey varken hiç birşey yapamama halidir. Ayrılık da öyledir… Savaşırken azgın bir ırmakta dalgalarla; bir yağmur damlasında boğulup gitmektir. insanlardan korunmak için ördüğün bütün o büyük duvarları kendi elinde tek tek yıkıp savunmasız kalmaktır. Ayrılık da aşk da tatlı tatlı kaşınan bir yaradır. Kaşımasan olmaz, kaşırsan kanar… Çaresizliktir… Elini kolunu dilini bağlar…

İşte Sertab Erener’in “İyileşiyorum” şarkısının hissettirdikleri…

Aslında iyiyim gerçekten,bi kere özgür hissediyorum kendimi
Çapraz yatıyorum yatakta “Oh Be” diyorum
Herşey tamamen benim artık ipekbocegim.com
Canım ne isterse onu yapıyorum
Ama bazen, bilhassaakşam olurken
Bir tuhaflık olmuyor değil sızlıyorum, özlüyorum
Resimlerini atamıyorum mesela bakamıyorum
Kızıyorum çok kızıyorum üzmek istiyorum seni
Canını yakmak istiyorum, sonra yatışıyorum
Sanada üzülüyorum ama iyileşiyorum ya iyileşiyorum

 

Begüm Çelikkol

İZDİHAM

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın