Bazen Çok Farklı Hayallerin Siparişini Alıyoruz

İnstagramda @dshoneybutikpasta hesabında dikkatimizi açlıktan mı yoksa güzel olduğundan mıdır nedir pastalar dikkatimizi çekti. Tokken de güzel gözüküyorlardı. Birbirinden güzel pastaları görünce pastanın ustasını merak edip iletişime geçtik. Esra Özcan adında bir hanımefendi çıktı o pastaların ustası. Esra Hanım ile pastalarını ve iş hayatına dair yaşadıklarını sorduk.

Önce sizi tanıyabilir miyiz Esra Hanım?

28 yaşındayım. Edebiyat öğretmeniyim ve iki kızım var. 3 yıldır tasarım pastalar yapıyorum. Son 8 aydır da profesyonel olarak kendi atölyemde sipariş üzerine çeşitli butik pastalar yapıyorum.

Neden bu meslek ve nasıl seçtiniz?

Kızlarım veya çevrem için özel günlerde pasta yapmaya başlamıştım. Öğretmenlik dışında severek yapabileceğim bir iş olduğunun farkına vardım. Yaparken çok keyif alıyordum. Bir pastanın bitiminde ortaya çıkan şey güzel bir ürünse aşırı mutluluk veren bir uğraşa dönüşüyordu. Kısa sürede birçok pastacılık eğitimine katıldım. Neden bunu meslek edinmeyeyim dedim ve başladım.

İş hayatında kadın olarak yer almanın zorlukları var mı sizce? Varsa nelerdir?

İş hayatında kadın olarak yer almak her alanda farklı zorlukları olan bir mesele. Ama bu işte daha çok yine kadınlarla iletişim halinde olduğumuz için büyük zorlukları olsa da kısa sürede çözüme ulaşıyoruz.

Alışık olduğumuz pastalardan daha farklı pastalar yapıyorsunuz. Adeta işinize sanat katıyorsunuz. Peki ileriye yönelik koyduğunuz hedefler nelerdir?

Butik pastacılık sektörünün çok farklı ve çok değişken bir skalası var. Sürekli yenilenen öğrenmeye açık bir piyasa. Dolayısıyla kendinizi geliştirmek zorundasınız. Aslında varılabilecek son nokta yok diyebiliriz.

Belli bir hedefe bağlı kalmak ilerlemeye engel teşkil edebilir. Sonuçta hayal gücü gerektiren bir iş kolu. Yarın insanların ne tür pastalardan hoşlanacağını tahmin etmek imkansız diyebiliriz. Bazen çok farklı hayallerin siparişini alıyoruz ve heyecanlanarak yapıyoruz. Ortaya çıkan ürüne baktığımızdaki mutluluk paha biçilemez.

 

 

 

 

 

 

 

İZDİHAM

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın