Baudelaire, Modern Hayatın Ressamı

Burjuvalara,
Çoğunluktasınız – sayıca ve zekâca. Demek ki siz güçsünüz, güç de adalettir.
Bazılarınız âlim, bazılarınız mülk sahibi. Âlimlerin mülk sahibi, mülk sahiplerinin de âlim olacağı pırıl pırıl bir gün gelecek. O zaman gücünüz tamamlanacak ve kimse ona meydan okuyamayacak.
Bu üstün ahenk gününü beklerken, mülk sahibi olanların2 âlim olma özlemi duymaya hakları vardır; çünkü bilgi, en az mülk sahipliği kadar büyük bir tatmin kaynağıdır.
Devletin yönetimi sizlerin elinde, olması gereken de budur zaten, çünkü güç sizde. Ama güzelliği hissetme yetisine de sahip olmalısınız; çünkü bugün hiçbirinizin nasıl güçten vazgeçmeye hakkı yoksa, şiirden de vazgeçmeye hakkı yoktur. Üç gün ekmeksiz yaşayabilirsiniz, ama şiirsiz asla; içinizden bunun aksini söyleyenler, yanılıyor: Kendilerini tanımıyorlar.
Düşünce aristokratları, övgüyü ve tenkidi dağıtanlar, manevî hayatı tekelinde tutanlar, hissetme ve zevk alma hakkınız olmadığını söylediler: Onlar Ferisîlerdir.3
Çünkü siz, bütün evrenin kamuoyunun bulunduğu bir kentin yönetimini elinizde bulunduruyorsunuz, bu göreve layık olmanız gerek.
Zevk almak bir bilimdir ve beş duyunun kullanılması, ancak öğrenme arzusuyla ve ihtiyaçla gerçekleştirilebilen özel bir sırra erme süreci ister.
Sizin sanata ihtiyacınız var, bundan kuşkunuz olmasın.
Sanat paha biçilemez değerde bir mülk, insanın içini hem ferahlatan hem ısıtan, hem mideyi hem ruhu ideal olanın doğal dengesine kavuşturan bir içkidir.
Ey burjuvalar – yasa koyucular veya tüccarlar… yediyi ya da sekizi vuran saat, yorgun başınızı şöminedeki korların ışıltısına ve koltuğunuzun yumuşak yastıklarına doğru eğdiğinde, anlarsınız onun faydasını. 4
O zaman daha yakıcı bir istek, daha canlı bir hayal, günlük didinmelerinizin yorgunluğunu alabilir. Ama tekelciler sizi bilginin meyvelerinden uzak tutmak istedi, çünkü bilgi onların kıskançlıkla koruduğu tezgâhı ve dükkânıdır. Sizin sanat eserleri üretme veya onların hangi yöntemlerle üretildiğini anlama gücüne sahip olabileceğinizi inkâr etseydiler, hakaret diye algılamayacağınız bir hakikati dile getirmiş olurlardı, çünkü kamu işleri ve ticaret sizin gününüzün dörtte üçünü yutuyor. Serbest zamana gelince, onu da doyum ve haz için kullanmanız gerekiyor.
Ama tekelciler, kanunlar ve iş hayatı hakkında teknik bilginiz olmasına rağmen, sanatların tekniğini anlamadığınız gerekçesiyle zevk alma hakkınız olmayacağını buyurdu.
Bununla birlikte, eğer zamanınızın üçte ikisini bu teknikler dolduruyorsa, geri kalan üçte birinde hisler tarafından işgal edilmesi doğru olur – ancak hisler aracılığıyla anlayabilirsiniz sanatı ve ruhunuzdaki güçler dengesi ancak böyle oluşabilir.
Hakikat çok yönlü olabilir, ama ikili değildir; ve siz, nasıl siyaset hayatında insanın sahip olduğu hakları ve nimetleri çoğalttıysanız, sanatlarda da daha büyük ve daha zengin bir ruh ortaklığı yerleştirdiniz.
Ey burjuvalar, sizler -ister kral olun, ister yasa koyucu ya da tüccar- koleksiyonlar, müzeler, galeriler kurdunuz. On altı yıl önce, bazıları sadece tekelcilere açık olan yerler, kapılarını herkese açtı.
Ortaklıklar oluşturdunuz, şirketler kurdunuz, krediler aldınız – siyasal, endüstriyel, sanatsal, bütün biçimleriyle gelecek fikrini hayata geçirmek için. Hiçbir soylu girişimde öncülüğü, karşı çıkan ve acı çeken azınlığa bırakmadınız – ki onlar, sanatın da doğal düşmanıdır.
Çünkü gerek sanatta, gerekse siyasette öncülüğü kaptırmak intihar anlamına gelir ve bir çoğunluk, intihar edemez.
Fransa için yaptıklarınızı başka ülkeler için de yaptınız. İspanyol müzesi, son zamanlarda, sanat hakkında sahip olduğunuz genel düşüncelerin hacminin büyümesine katkıda bulundu; çünkü siz de gayet iyi bilmektesiniz ki, ulusal bir müze tatlı etkisiyle yürekleri yumuşatıp iradeleri esneten bir ruh ortaklığı, yabancı bir müze de iki halkın birbirini daha kolay gözlemleyip incelemesini, birbirlerini anlayıp hiç tartışmadan dayanışmaya varmasını sağlayan uluslararası bir ruh ortaklığıdır.
Siz sanatıın doğal dostlarısınız, çünkü kiminiz zengin, kiminiz ise âlim.
Topluma ilminizi, sanayinizi, emeğinizi, paranızı verdiniz ve verdiklerinizin bedensel, zihinsel ve imgelemsel zevk şeklinde ödenmesini istiyorsunuz. Eğer varlığınızın tüm bölümlerinin dengesini yeniden kurmak için gereken zevk ve neşe miktarına kavuşmayı başarırsanız, mutlu, tok ve müşfik olursunuz – nasıl ki toplum da genel ve mutlak dengesine kavuşunca, tok, mutlu ve müşfik olacaksa…
O halde, burjuvalar, bu kitap haliyle size ithaf edilmiştir çünkü -sayıca ve akılca- çoğunluğa seslenmeyen her kitap, aptalca bir kitaptır.
1 Mayıs 1846
Dipnotlar: 
2 O dönemde Baudelaire, şu ilkeyi öne süren Saint-Simon’cu düşüncelere ilgi duyuyordu: “Herkese yeteneğine göre, her yeteneğe eserlerine göre.” Böylece toplum ahenkli bir hiyerarşi içine sokulmuş ve evrensel ortaklık toplumun uzlaşmaz çelişkisini yıkmış oluyordu!
3 Baudelaire ince bir oyunla FİLİSTEN’in (= burjuva ) karşısına, onun sözde zıttı, ritüellerin ve ortodoksluğun bekçisi Ferisîleri koyup, bir taşla iki kuş vurarak, birinci kavramı da (burjuvalık) batırıyor.
4 Baudelaire okurlarını ikna etmek için gündelik, hatta sıradan imgeleri ve sözcükleri kullanıyor. Bu yöntem, henüz hayatın yıpratmadığı ve 1848 devriminin Şubat ve Haziran aylarını yaşamamış genç şairin idealizminin ifadesi olarak görülebilir.
Baudelaire
İZDİHAM
İzdiham 28 Çıktı. İzdiham 28. Sayısında da yine herkesten farklı, her şeyden özgün, her şeyden daha şiir. 28. Sayı ile İzdiham yepyeni bir yolculuğa daha başladı.  Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Bekir Şamil Potur, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Alper Çeker, Yunus Meşe, Emine Şimşek, Ferhat Toka, Bilge Çiğe, Mücahit Gündoğdu, Sema Evin, Meltem Gülname Kaynar,  Hatice Çay ve Yağız Gönüler hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham 28. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: