Aykut Dağ, Parmak Arası

Parmak arası terliklerle çıkmıştım yola. Ardıma baktığımda sadece yağan karın beyazlığı kalmıştı, sokak lambalarında. Düşünemiyordum çıldırmış hatta o anda duvarlara yumruk atacak kadar uçmuştum. Bunun kafasını ne dünyanın en güzel uyuşturucusu, ne de en kaliteli viskiler yaşatabilirdi. Olmamıştı bu sefer, beynimde ki o ufacık dünyam yenik düşmüştü.

Elime tabakamda kalan son tütünümü almış, yaksam sanki kirpiklerim yanacakmış gibi koku salacak o boktan sigarayla konuşuyordum. Bunu bana nasıl yaptı? Nasıl bu kadar basit bir şekilde gitti? Turuncu yanan sokak lambaları bana sadece yol göstermiyordu! Dünyanın en berbat gününe bir de acımı eklemişti hayat. Bu lambalar, insanın bazen her şeyini aydınlatamıyordu. Sadece yoluna bir arkadaş olup omzuna eline atmış bir dosttu sadece.  Ne güzel demiş Murat MENTEŞ ki Emrah SERBES de yorumlamış; 
“100 yaşından küçükseniz, bu romanı mutlaka okuyun!” 
İşte bende kendi romanımın 99 yaşında ki son sayfasını çeviriyorum. Hayat o kadar kısa mı acaba? Kimisine ders çalıştıran, kimisine yol gösteren, bana da bir dost olan sokak lambalarının yerini şimdi trafik lambalarının o kırmızı, sarı ve yeşil iğrençliği aldı. Bu kadar kısa olmayan mesafeye ben nasıl ulaştım? Bana karşıya geçme diyen kırmızı adam ne zaman yeşil sempatisini kazanacak? Koşmak isterken bayrak yarışında önümde ki adam sanki beni görüp heyecandan düşmüş gibi. Kimse alkışlamadı. Herkes bir ağızdan “oooo” dedi ve kendi ülkem üzüldü. Benim ülkem benim beynim. Başka bir dünyam yoktu benim. 
En sonunda ulaştım ve doktorun bana seslendiğini belirterek hemen geçtim güvenlik engelini. Hastane bana bu kadar yakın değildi. Ülkenizin her yerinden gelen acı haberlere benim dünyam tepki vermeyecek kadar kapatmıştı kendisini. Kendi etrafında bile dönmüyordu. Durmuş ve çekirdeğinde ki soğumanın farkına varıyordu. Doktor gelmişti o sırada bana sesleniyor. Döndüm ve “Biz elimizden geleni yaptık” dedi. “Sus” dedim. O anda bütün yolu annemle geldiğimi fark ettim. Yanımdaymış ve beraber geçmişiz tüm engelleri. Babam ölmüştü!
Eğer tek çocuksanız ve size yardım edecek kimse yoksa onu siz teşhis eder, siz yıkar, siz o yatağa tek başınıza yatırırsınız. Ama tek çocuksanız herkes sizin kafanıza sıkar. Herkesin size atacağı son kurşun için metelikleri vardır. Her şey bir yana parmak ucu terliklerle asla kışın yürümeyin.
Aykut Dağ
İZDİHAM

 

İzdiham 27. Sayısına ulaştı. Bu sayıda Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Fatma Şengil Süzer, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Nurdal Durmuş, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Halil Kurbetoğlu, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, Ferhat Toka, Mücahide Orak, Mücahit Gündoğdu, Kevser Tekin, Elif Atasoy, Hatice Çay ve Yağız Gönüler yer alıyor. İzdiham hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham dergisinin 27. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: