izdihamdergi Yazıları

Julio Cortázar, Üç Kısa Öykü

Ağız mandalının konuşmaları Benim evde acayip bir ağız mandalı var. Saint-Roch’un çanları susar susmaz, ağız mandalım ayakları üstüne dikiliyor ve benim şahsıma gündelik konuşmasına başlıyor. Sorgun koltuğuma gömülmüş biçimde, ilgisiz görünmeye çalışıyorum yıllardır, çünkü bu yaratığın sohbetinde bana hitap edebilecek herhangi bir şey olmaması gerekir, ama bugüne dek ağız mandalım …

Abdülkadir Yaylacık, Bizim Sessizliğimiz

1 Şehir bütün acısını içinde saklar Çocuklar ölür, siren seslerine karışır kan ve irin Tanzimattan kalma huydur bizde batmak Susarak vurur sessizliğe usta insanlar Mitralyözlerden çıkan sevgi değildir oysa Kalbimin ortasına bir merhamet kurulur. 2 Huyumdur kurusun bütün güller, Her bahar benim içim nasılsa yorulur İp atlayan kız çocuklarını Amerika …

Wislawa Szymborska, Hiçbir Şey Olmuyor İki Kez

hiçbir şey olmuyor iki kez ve olmayacak da. Bu nedenle işte deneyimsiz doğmuşuz ve rutinsiz öleceğiz. yinelenmeyecek tek bir gün bile, birbirine benzer iki gece yok. Ne aynı olan iki öpücük, ne de gözlere bakan aynı bakışlar. dün, hani birisi adını söylediğinde yanımda yüksek sesle, bir gül düşmüştü sanki açık …

Sergey Yesenin, Kandırmak İstemem Kendimi

Kandırmak istemem kendi kendimi, Ama sisli yüreğimde hep bir kaygı var. Bilmiyorum niçin bana, O Yesenin rezili Bilmiyorum niçin bana, O şarlatan diyorlar. Ne bir cani ne de bir haydutum ben, Masumları kurşuna da dizmedim, dizdirmedim. Yoldan geçenlere durmadan gülümseyen Bir sokak serserisiyim o kadar. Sabahtan akşama değin gezinmekteyim Moskova …

Selda Tan Özdemir, Karaindrou’nun Mitolojik Film Müzikleri

“Eğer Homeros beste yapsaydı, bu beste karamsar ve elemli olur, iyi cins kırmızı şarabı ve denizin tuzlu rayihasını çağrıştırırdı. Keder ve tensel hazlarla örülü tınısı büyük başarıların ardındaki tutkunun, aşkın ve yitirişin ezgisi olurdu. Kısacası, Yunanistan’ın yaşayan en iyi bestecisi ve film müziği yapımcısı Eleni Karaindrou’nun müziği gibi olurdu…”“Michael Walsh-Time …

Bir Lise Müdüründen Mektup

 Bir lise müdürü öğretmenlerine şöyle mektup yazarmış. “Bir toplama kampından sağ kurtulanlardan biriyim. Gözlerim hiçbir insanın görmemesi gereken şeyleri gördü. İyi eğitilmiş ve yetiştirilmiş mühendislerin inşa ettiği gaz odaları, iyi yetiştirilmiş doktorların zehirlediği çocuklar, işini iyi bilen hemşirelerin vurduğu iğnelerle ölen bebekler, lise ve üniversite mezunlarının vurup yaktığı insanlar. Eğitimden …

Hilmi Haşal, Üçüncü Yaka

Boşuna izlemedi zor harfler zor heceleri geceler gündüzlere çengellenmedi boşuna sanki bir nehir kendinden kendine aktı önce -her nehir gibi- sonra koptu kolları, şaşkın delta yakınlarında, o bildik durgunluğunda sustu en derin oyuğuyla en sığ yüzey yatağı öyle uzaklaştı gölgelerin sesi bildik ölümden öyle üredi varsıllaşması gezegenin, evrildi yalnızlığı kötü …

Adı Yadigâr Yâdı Yeşilçam!

Sevgili Yadigâr Kardeşim, Nasıl ve nereden başlayacağımı bilemiyorum. Sen gideli on dokuz yıl olmuş, dile kolay! Günlerin ve güllerin acımasızlığı bir tarafa, yıllar ne de çabuk geçivermiş. O günlerdeki adıyla Ahududu, şimdiki adıyla Sadri Alışık sokağındaki büfeci dostumuz Yavuz senin ölümünü bana öyle bir anlatmıştı ki, içim parçalanmıştı. O anda, …

Jorge Teiller, Mektup

Sonunda farkettiğinde yalnızca trenlerin durmadığı kentleri sevdiğimi bundan sonra unutabileceksin beni anlayabilmek için kim olduğumu gerçekte. Gerçekte kimim anlayacaksın ve ağaç kabuğundan alyanslarla yapıp düğün yeminimizi bundan böyle girebileceksin seninle karşılaşmadan önce seni bulduğum ormana. Ve seni tanımadan önce seni bulduğum orman dolacak sözcüklerimin yapraklarıyla. gece aydınlanacak belleğin sularını içmeye …

Osman Konuk, Masal

şairleri öldürsek ne iyi olur sade ve aptal görünürüz belki birazcık ıslatmayan yağmurlukların buruşmaz kumaşların sandırdığı güvenlik sabah şehre giriyoruz, kahramanlar yaşıyor nehirde sıçrayan balıklar varmış evlerde lacivert gözleriyle artis gibi anneler kolejli çocuklara masallar anlatırmış “gökten hiçbirşey düşmedi” bütün kötülüklerin kaynağı kelimeler kötülük bir kelime, sözlüğün ortasında yeri çok …

Italo Calvino, Vicdan

Savaş çıktığında Luigi adında bir adam, gönüllü olarak gidip gidemeyeceğini sordu. Herkes onu övdü. Luigi tüfek dağıtılan yere gitti, bir tane aldı ve dedi ki: “Şimdi gidip Alberto denen herifi öldüreceğim.” Alberto kim diye sordular ona. “Bir düşman,” dedi Alberto, “benim bir düşmanım.” Ona belirli bir tür düşmanı öldürmesi gerektiğini, …

Hüseyin Atlansoy, Balkon Çıkmazında Efendilik Tarihi

I bir örnek giysili efendileri beklemekten yorgun fincan gibi turtularının gülümsemesi yani afrikalı artık kimseler gelmiyor; cezayir yabancı dil kursu parmaklarını taklatınca kuşları havalanmıyor bella’nın gece uçuşuna çıkamıyor azizler gece kuşları suskun sigarasını tüttürüyor mısırlı üstüne ortadoğu’nun efendi efendi hani kul köle korkutan seni ki bir balkon çıkmazında güneşi seyrediyor …

Melih Özel Ubih, Cezbe

Bir şeyler düşündükçe dolaşıyor zihni eşyada ve dönüp garipçe eşyaya bakmakta gözleri. Bir şeyler tasarladıkça, dili dönüyor,işte: “Ya Şairân! Ya Hûbân! Titrek sakallı dervişân! Ey plazalar! Çağcıl sancılar! Hey! Sen, küçük! Vapur seferleri! Eve geç saatlerde gelmekte olan ekmek parası fakülteler, tezler,dipnot ve kaynakçalar plastik bardakta içilen kahvenin falı bir …