izdihamdergi Yazıları

Şairlerin Kaleminden Kar Şiirleri

Şükrü Erbaş / Kar Yağışı Yalnızlığın sesinden bir resim yaptım Kararan kalabalıklardan süzdüm ışığını. Akşamüstleriyle boyadım vazgeçen ağzını Parmaklarını uzattım gece suları gibi ıssız Salkımsöğütlerden bir beden çizdim usul Hiçbir rüzgarın duruşunu bozamadığı Bütün yağmurları topladım yapraklarına. Sonra tüm yolcuların silindiği bir ufuk Örttüm kâkülleriyle alnının üşümesini. Puhu kuşlarının avazını …

Muhammed Palewi, Tılsımı Muğlak

ben yanağında kristal çiziği olanlara meftun oldum hep rabb dedim.. rabb..! ey..! o en güzel iç çekiş.. sanırım fazlaca sıkıyor o kalbimi avuçlarını biraz gevşetmeyeceksen bile içime işleyen tırnaklarını azıcık berî tutabilir misin -sözleri yeterince tesirli zaten- mûsikîydim ben sana haftalar boyu gizlice dinlediğin herkesten sakladığın bir rahatsızlık dert katan …

Franco Buskas, Akan güneş aksın otur büyük büyük gitme

Jerzy Kosinski geldi benimle ölüm beğendik pazardan bir kaçını giydik ben giydim üstüme biri olmadı çıkar o iyi ölüm değil bu daha iyi dedi başıma çömeldim adını geçirdim sordum konuşsam olay olur insan içinde dedim gemi seç beni güzel sevgilim ulan basıyor sinir kemiklerimi beni seç ruj dudakların sürer gibi …

Aras Keser, Amokachi İleride Hep Yalnızdı

anne, bana çay koyma. ben ruslarla birlikte sıcak denizlere iniyorum. ve indikçe patates soyuyorum, hani bir zamanlar eldiven diktiğin titrek ellerimle. ya, burada her şey bi katatonik… yıldızlar falan onun gözlerine düşüyor. bunlardan çok varmış anne, bizim balkondan on-on beş tanesi görünüyor balık kılçıkları babama sövdü dün gece. babam demişti …

Nurdal Durmuş, Mevlana ilim adamı değil, kapital bir marka artık!

Ne olursan ol gel demedi aslında “Her şeyden önce insan ol, öyle gel” dedi, ama anlayamadık. Öylece destursuz girdik dergaha. “Hamdım, piştim, yandım” dedi ‘kamışlıktan koparılmış ney’in hikayesini anlattı yine anlayamadık. Eline eteğine yapıştık, postuna dergahına yapıştık ama O, elimize ilim tutuşturdukça, biz paraları kapıştık. Mevlana diye ‘pideci, lahmacuncu, etli …

Elif Nuray, Beklenen

   I. beklemek tütünden beterdir bıraktım penceremin nûru ağaçları kestiler diye kar, diye boşluk, diye ağladım bu ıstırabın kulağına ezanı sen oku dilsizse de geçmişin dillerini ben bağladım affın büyüklüğünü geçince acze sapan bir yol var dünya safında durdukça, bildim düştüğün yerde çiçek yok sustuğun kadar yangın var II. ummak …

Özgür Ballı, Anlam Adım

  kendime söz geçiremeyince uzanıp yanağıma bir tane güzel bir söz söyle bana içinde istan bulunmasın her valiz toplayışımda her trene binişimde ayakkabılarını çıkaran o kızı anımsıyorum daha iyisini yazamayacağım o şiirlerin biliyorum tanrım çok büyüklerdi onlar haydarpaşa garını yıktılar heykelleri yıktılar, kadınları dövdüler ve onlardan korkuyorum. buradan bir bakıyorum …

Mustafa Becit, Londra Mektuplaşmaları

3 OCAK Londra’ya varır varmaz sana mektup yazmak istedim sevgilim. Uçağa bindiğim an başlayan özlem tam 15 saattir yakamı bırakmıyor. Anlatmazsam çıldırırım. Uzun beylik laflara gerek yok, çünkü kaldığım oteldeki avizeleri ve Hint halılarını tek tek gözden geçirdim ve hiçbirinde evimizdeki eşyaların samimiyetini bulamadım. Çareyi avizeleri kırmakta buldum. Hint halılarını …

Feyzi Baran, Yaşamak İçin Prova Yapan

  “kuşlar geçmiyor burdan; çünkü geçerken kuşlar, hasılı yalnızlık olan bir buluta çarpmışlar. beyaz ve yumuşak karnından şiirler kaçan. dursalar şiir olmaktan korkmuşlar, giderken acımışlar…” içim yalnızlıklar evi burada sigara içilmiyor, burada, burada da kimse yaşadığıma bakmasın kayısı çekirdeğinden inciniyor dudaklarım dudaklarım, yüzünün coğrafyası yerleşik hayata geçersen, yurt diyecekler oraya …

Kurt Vonnegut Kılıbık mıydı?

Kurt Vonnegut ve 16 aydır evli olduğu eşi Jane ile 26 Ocak 1947’den itibaren geçerli olan bir sözleşme yapmış. Sözleşme, Dan Wakefield editörlüğündeki Kurt Vonnegut: Letters kitabında yer almakta. İşte Vonnegut ve eşinin sözleşmesi: “Ben, Kurt Vonnegut, aşağıdaki taahhüt listesine sadık kalacağıma yemin ederim: Karımla yaptığımız anlaşmaya göre, karım bundan …

Nurdal Durmuş, Böyle Bir Dünyada Nasıl Yaşanır?

Yorumsuz istatistik! Yaklaşık 6 bin yılı bulan yazılı insanlık tarihi boyunca kayıtlara geçen 15 binden fazla savaş yaşanmıştır. Yaşamı boyunca savaş görmemiş ya da tanık olmamış insan sayısı yok denecek kadar azdır. İnsanlık tarihi boyunca yaşanan savaşlarda bugünkü dünya nüfusu kadar insan ölmüş, bir o kadar insan da engelli kalmıştır. Birinci …

Mahmut Özkızıl, Vurulan Çocuk Manşetleri

Alfabeyi mezar taşlarından söken çocuklar Bir çağı selamda bırakıp gittiler Dünya çok kötüydü Arkalarında üç boğumluk akrep kuyruğu kaldı Mel-şe-mûk Çok hayvanlar önceydi Çok leylekler çok turna Güzel şeyler de düşerdi gökten Bir ağaç olurdu parkta Çarşıda bir nargile Ağaç sapına kadar ağaç Nargile baştan marpuca nikotin O zaman bazı …

Nurdal Durmuş, Bugün Cumartesi – 3

Elimde eski bir oyuncak: Pinokyo. “Yalan söyleyince burnu uzar” diyen yalancılarınki gibi burnu uzamıyor. Üstelik tahtadan… Bir ceset gibi duruyor avuçlarımda. Bir oyuncağa yakışmayacak kadar renksiz ve soyut. Bir çocuğu ağlatacak kadar ürkünç ve ruhsuz. Hangi çocuk Pinokyo’yu sever bilmem? Zaten çocukluğumu yaşamak istediğimde çok büyümüştüm. Bu yüzden ben sevemedim. …