Aslı Serin Dans Etmesek de Olur Kitabı Çıktı

Aslı Serin’in Dans Etmesek de Olur kitabı 160. Kilometre’den çıktı.

Bir şairin ve elbette bir şiirin okura bir şeyler duyurması, bir şeyler getirmesi, bir şeyler göstermesi, bir şeyler düşündürtmesi iyidir. Onların ne olduğu ne olması gerektiği her zaman yeterince açık olmaya da bilir. Okurun beklenti gerekçeleri ile eleştirmenin beklenti gerekçeleri örtüşmeye de bilir. Ben bir şairde, her zaman bir şairde, her kuşaktan bir şairde bir şeyler ararım. Aradığımın ne olduğunu bilmeyerek ararım. Bulduklarımı veya bana buldurulanları da tam tanımlamaksızın ararım. Şiirde ararım, özellikle şiirde ararım. Yazmasını sürdüren bir şair değişime, dönüşüme, atılıma, yeniliğe hep açık durduğu için de böyle düşünür böyle ararım. Duymak daha önemlidir çünkü henüz belirlemekten.

Aslı Serin, Dans Etmesek De Olur’da bir şeyleri, bilemediğim, bilmeye de yanaşmadığım bir şeyleri getirdi bana. Kendisini ‘tedirgin ama cesaretli’, ‘entelektüellere inanmayan’, ‘çok sıkılan’, ‘Denizin kadın olduğunu düşünen’ bir zihin olarak takdim ve taksim eden bir şair mizaca mesafeli değil, olabilirlikler noktasından yaklaşmakta yarar var çünkü. Şundan var, daha duyuş katından başlayarak bir tür ‘anti şiir’ diyebileceğimiz yönteme dayandırıyor şair dalışlarını. Öyle ya, biz karabatağın gerçekten balık için mi yoksa gösteri olsun diye mi denize yada doğasının etkisiyle mi daldığını kestiremeyiz. Tıpkı nereden geri çıkacağını bilemeyeceğimiz gibi. ‘Sun’, ‘Sun’, ‘Sun’ seslerinin arkasından, başta biraz tedirgin hatta yönsüz olduğunu söyleyeceğim şairin bu kitapta. Bir tür kılavuz-poetik sunum olan ‘aslı taksim’’in hemen peşi sıra gelen şiirlerde, ‘usulsüzlüğü’ hat safhadadır şairin. Burada ‘usulsüz’lük müzikten hukuka, ahlaktan poetik pervasızlığa, şiir için şiire aldırmamaya değin çekilebilir.

Şiiri söndüre söndüre

Ne var ki ‘yolsuz’, ‘bileksiz’, ‘arkasız’, ‘huzursuz’, ‘herkessiz’, ‘sonsuz’ ve ‘arsız’da şair tamamıyle temayüz eder. Kitap da temayüz eder. Her tür yoksulluğun paralelinde bir tür iç efekt gibi ilerleyen ‘sız’sızlık, ‘suz’suzluk halleri, yoksullar kadar zalimlere ve kötülere de bir işarettir. İsyankar demeyeceğim fakat aklının kurbanı olmamış,moda reflekslerin ocağına su taşımayan, ‘sanata ve sanatçıya saygısını yitirmesi’ni anlayabileceğimiz protest bir kişilik inşasıdır bu. Şiiri söndüre söndüre yangın merdivenini söker sanki.

Aynı dönem içinde benzer duyarlıklara sahip bulunmanın pek de şaşırtıcı bir tarafı yok. Deneysel şiir, görsel şiir ve bugünkü sosyal hayatın içerisinde hemen herkesin bir şekilde müptelası olduğu internet dünyasının ifşası ve şiire yatak olması da şaşırtıcı değil. Burada önemli olan bir görme ve gösterme yığılmasının yaşanıyor olmasıdır.

160. Kilometre şairlerinin neredeyse pek çoğunda gördüğüm bu yazış biçimini bu bağlamda ileride yapılabilecek muhtemel yorumlar bakımından şimdilik işaretliyorum. Aslı Serin’in ifadesiyle ‘buraya’ tıklıyorum. ( www.radikal.com.tr )

Bir şeylere, bir şeyler gibisine vurgu yapmıştım. Bu bir şeyler, şiir içindeki şiir gibi bir şeyler biraz da kendi bir şeylerliğini arıyor gibi Dans Etmesek De Olur’da. Şiir kadar şair de bir arayıştır, ona ne şüphe. Burada okuru ilgilendiren daha ziyade buldukları ya da daha kolay bulabilecekleri olmalı. Öyle ya okur dediğin bulduklarından gider daha çok bulabileceklerine. Bu bağlamda ‘su’şiirinin dikkate alınmasını öneririm. ‘su boks maçlarının tekrar ve ağır çekimlerinde/etrafa saçılan bir şeydir/izlemek güç gerektirir.’

Dans Etmesek De Olur, bir şairin nelerden ve nerelerden geçtiğini izlemek yanında şiirin ve şiirimizin de bugün nerelerden ‘geç’tiğini okumak bakımından bir şeylerle dolu, iddiasız, sakınımlı, sessiz lakin okumaya ve sonunda sunduğu şarkı listesi dahil kulak vermeye değer bir kitap.

 

Kaynak: Radikal Kitap
İzdiham

 

 

 

İzdiham 27. Sayısına ulaştı. Bu sayıda Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Fatma Şengil Süzer, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Nurdal Durmuş, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Halil Kurbetoğlu, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, Ferhat Toka, Mücahide Orak, Mücahit Gündoğdu, Kevser Tekin, Elif Atasoy, Hatice Çay ve Yağız Gönüler yer alıyor. İzdiham hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham dergisinin 27. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: