Arthur Schopenhauer, Ölüm Üzerine

İnsanların çoğunun hayatı öylesine sefil, öylesine önemsizdir ki, öldükleri zaman herhangi bir şey kaybettikleri söylenemez.

Bu çeşit kimselerde, değerli bir nitelik taşıyan biricik yan,yani insanlığın genel özellikleri ise, onlar ölseler bile,
öteki insanlarda var olmaya devam eder.

Devamlılık, bireylerin değil, insanlığın bir özelliğidir. ınsana sonsuz bir hayat verilmiş olsaydı, durmadan yaşayacağı için, en sonunda karakterinin değişmezliği ve sınırlı zekasından ötürü, öyle bir yeksenaklık duygusuna kapılacak ve öyle tiksinecekti ki, sonunda hiçliği tercih etmek zorunda kalacaktı.

Bireyin ruh ölümsüzlüğünü istemek, bir yanılgıyı sonsuz olarak tekrarlamayı istemekle birdir. Çünkü aslında her birey, özel bir yanılgı,zavallı bir şey ve varolmaması gereken bir varlıktır. Ve hayatın gerçek amacı, bizi bundan kurtarmaktır. Bunu açıkça gösteren şey, bir çok insanın, hatta bütün insanların, hayal ettikleri bir dünyada olsalar bile, mutluluğa ulaşamayacak bir biçimde yaratılmış olmasıdır.

Hayal ettikleri bu dünya, düşkünlük ve acıdan sıyrılmış olsa, can sıkıntısının avucuna düşecekler ve can sıkıntısından kaçabildikleri ölçüde de düşkünlüğe, acılara, sıkıntılara yeniden yöneleceklerdir. Demek ki, insanı daha iyi bir duruma ulaştırmak için, onu daha iyi bir dünyanın içine yerleştirmek yetmez; asıl yapılması gereken iş, onu tepeden tırnağa değiştirmek ve o ana kadar ne ise, artık öyle olmamasını sağlamaktır. Bütün hayat etkinliklerinin sona ermesi, bu etkinliği sürdüren gücün bir yük altında kurtuluşu gibi görünüyor. Ölülerin yüzlerinde görülen o yumuşak durulmuşluk, belki de bunu dile getirmektedir.

Köpeğinize bakın; ne kadar uysal, ne kadar uslu değil mi? Bu köpek, yeryüzüne gelene kadar, binlerce köpeğin ölüp gitmesi gerekti. Ama bu binlerce köpeğin ölümü, köpek ıdea’sına hiç dokunmadı bile. Bu ıdea, onların ölümleri ile kararmadı.

Köpeğinizin, sanki bugün dünyaya gelmiş gibi canlı ve diri olması ve hiçbir zaman ölüp gitmeyecek gibi görünmesi bundan ötürüdür. Onun gözlerinde, varlığında taşıdığı ölümsüz ilke yani archeus pırıldamaktadır.

Peki binlerce yıl içinde ölüm neyi ortadan kaldırdı? Ölüm köpeği ortadan kaldırmadı. Çünkü köpek, işte şurada gözlerinizin önünde ve kılına bile dokunulmamış halde duruyor. Ölümün yok ettiği şey, bilincimizin güçsüzlüğünün, ancak zaman içinde algılayabildiği biçimi ve gölgesidir onun.

Hayatın kısa rüyasına karşılık, sınırsız zamanın gecesi ne kadar uzun!

Arthur Schopenhauer
İZDİHAM

izdiham 38. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.


İzdiham’ın 38. Sayısı çıktı. Birbirinden genç ve usta kalemlerin yer aldığı bu sayıda Yıldız Tilbe’nin edebiyattan ve şiirden de bahsettiği röportajını okuyabilirsiniz.

 
Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Atakan Yavuz, Turan Karataş, Mehmet Narlı, Yasin Kara, Hakan Göksel, Seda Nur Bilici, Enes Aras, Burak Süme, Erhan Tuncer, Dilek Kartal,  İbrahim Varelci, Melda Zirek, Meltem Gülname Kaynar, Tuğçe Kaplan Şahin, Faruk Sarıkavak, Ecem Aktaş, Yunus Meşe ve daha birçok yazarın şiirlerine, denemelerine, hikayelerine ve incelemelerine rastlayacaksınız. Büyük keyif alarak okuyacağınız bu sayının kapağında müzik de var.
izdiham dergisinin 38. Sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın