Alper Canıgüz’ün Tatlı Rüyalar Kitabından Cümleler Seçtik

-Ben ilişkilerime karşımdakine tam bir güven duyarak başlamayı tercih ederim. Karşımdaki güvenilmez biri olduğunu gösterene kadar da böyle devam ederim. Her seferinde hayal kırıklığına uğramışsam da ahlaken bunun böyle olmaması gerektiğine inanıyorum.
-Ve lütfen bu kez tımarhaneden çıkmak için doktorunu ruh hastası olmadığına ikna etmek zorundaki bir insanın hassasiyetiyle anlatın her şeyi.
-Yirmi beş yıllık öğretim üyesi Profesör Olcayto Fişek sınıfa girdiğinde mesleğe ilk başladığı günkü inançlarının hiç değişmediğini fark etti. Öğrencilerin hepsi gerizekalıydı.
-Neyin ne kadarının ne için gerekli olduğuna kim karar verebilir ki? Belki de sorunumu çözmek için ta insanlığın başlangıcına dönmeliyiz.
-Bir ayı görüp adrenalin salgılıyorsunuz ve buradan da her adrenalin salgıladığınızda bir ayıyla karşılaşacağınız sonucuna varıyorsunuz.
-Birini tanımanın en iyi yolu onunla oyun oynamaktır.
-Bir insan kendini Napolyon sanıp bundan da mutluluk duyabiliyorsa, onu sözde tedavi edip mutsuz kılmak doğru mu ? Sırf çoğunluğun normallik anlayışına ters düşüyor diye birine deli yaftası yapıştırıp onu bir tımarhaneye kilitlemek insanlık dışı değil mi? Neden insanları değiştirmektense insanlara dünyayı değiştirecek gücü vermeyi denemiyorsunuz?  Ya deliler haklıysa! Delilere özgürlük! Ve en sinir bozucusu da bana normalin tanımını yapabilir misiniz? sorusuydu elbette.
-Ama yine de onun söylediklerini anlamaya çalışmak söylemedikleri hakkında fikir yürütmekten daha doğru geliyor bana.Samimiyet en azından onun kendisini yalnız hissetmemesini sağlayacaktır.Ve bence hepimizin tek derdi bu Profesör, bu dünyada yalnızız; çok yalnızız.
-Seni sevmiyorum. Seni hiç sevmedim. Ben hiç kimseyi sevmiyorum.Hiç kimseyi özlemiyorum.Hiç kimseyle ilgilenmiyorum.
-Söyle bana,  seni sevmediğime, hiçbir zaman da sevmemiş olduğuma nasıl ikna edebilirim seni ? Üzgünüm dedi kız, buna imkan yok.
-Beni bütün erkekler üç taşaklıdır diye kandırdığını ne çabuk unuttun.Hani ağlaya ağlaya Hoca Efendi’ye gitmiştim, bir taşağım eksik diye.
-Freud’a göre rüyaların en önemli işlevleri arzularımızı tatmin etmektir değil mi ?
-Bir gazetede büyük abdestini yapmanın dünyanın en keyif verici şeyi olduğunu okumuştum.
-İçki içmenin de başlı başına iğrenç bir şey olduğunu düşünüyorum. Nedenmiş o? diye sordu Hector hayretle. İnsanın gerçeğine katlanamadığı bir hayata dişiyle tırnağıyla sarılması iğrenç değil de nedir?
-Güçlü olan her zaman iyi olmak zorunda değildir.
-Muhittin Abi iki yıl önce öldü. Şimdi burayı Cevdet Bey işletiyor.Cevdet Bey ve oğulları…
-Konfüçyüs’ün dediği gibi Yurdakul: Dosdoğru tehlikenin yüreğine git, orada huzuru bulacaksın.
-Maalesef sevgi dolu anılar bu vahşi dünyada yaşamı sürdürmeye yetmiyor.
-Dünyayı değiştiremezsiniz ama yeni bir dünya yaratabilirsiniz.
-Schopenhauer’in yazdıklarından hiç haberin yok gibi konuşuyorsun Akın. Herkes kendinin tersi özelliklere sahip olan eş arar ki bir sonraki kuşak evrimsel açıdan kendinden daha üstün olsun. Örneğin sarışınlar esmerleri, uzunlar kısaları, şişmanlar zayıfları tercih eder.
-Biriyle böyle uzun uzun  karşılıklı sessizce oturup bundan da bir rahatsızlık duymamak dostluğun bir göstergesi olsa gerek diye düşündü Profesör bir ara.
Hazırlayan: Nilhan Öztürk
İZDİHAM
İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın