Ali Şahin Aydın, Masla Ne Değildir?

Padişah, Şehinşah üzümünü yerken bir taraftan da düşünür, bir hesap yapmıştır, tam bin birinci gecedir bu gece. Esir kız, vezirin kızı, karısı, hikayeleri yarım bırakıp gecelerde bu geceye ulaşmıştır. Bu gece hikayenin sonunu mutlaka dinleyip yarın bu kızda kurtulacaktır.

Bir taraftan da kızın akıllı olduğunu düşünmektedir. Hadi filin ismi neyse, başından beri yaşıyor, kaplan, aslan onlarda öyle bir isim tamam. Tavşanlara ne demeli?  Başladığında birkaç çiftti şimdi bir şehir dolusu tavşan oldu, nereye sığdıracak, koyunlar sürü idiler içerinden bir sürü daha çıktı. Ya fareler? Onlar neredeyse onuncu nesil kediler o kadar çok artmadı. Büyük bir ihtimalle böyle düşünmedi Şehinşah. Anlattığı masallar bitmiyordu hep ertesi güne kalıyordu en heyecanlı yeri. Şehrazat yani karısı, esir kız, vezirin kızı hikayeyi tam bitirecek yarın anlatırım gece bitti diyor, öyle demiyor uyuya kalıyor Şehinşah, kız uyuyor güzelliğinden uykunun Şehinşah kıyıp uyandırmıyor.

Bu da masal onun için bin bir ayrı anlatımı olmuş. Şehinşah olmuş, padişah, sultan olmuş. Esir kız olmuş, Şehrazat olmuş, Karısı olmuş, sevdalısı olan bir kız olmuş, Vezirin kızı olmuş.Uçan halılar olmuş anlatılan masallarda, Ali Baba olmuş, Açıl Susam Açıl olmuş.

Filler, kaplanlar, fareler sıçanlar gemiler saraylar mağaralar olmuş.

Kontrol edilmeyen her şey karmaşaya evrilir deyişinden yola çıkarak gelinen bin bir gecede tam üç çocukları olmuş. Bekareti alınan kızın babası, kendisi hemen ertesi gün kafası kesilecek diye başlayan bu olaydan böyle bir karmaşanında çıkması doğal. Şehrazat’ın Şehinşah’ tan üç çocuğu olursa kurala ne oldu? Kural bozulduysa üç çocuk bin bir geceye sığması için bir biri ardına olsa oldu diyelim masalın içinde masal normalde 840 gün lazım. Geriye kalan161 gün demek ki 160. günden beri işler anlatıldığı gibi gitmiyor. Olaylar bir sessiz kabullerle bu 1001. güne geliyor. Dinlediğiniz bazı şeyleri anımsatıyor olsa da. Bu da bir masal. Hep birilerinin uyuduklarını anlattılar.

Ali Şahin Aydın
İZDİHAM
İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın