Ali Kaya, Yamak

Kendisini ‘terzi yamağı’ olarak tanıtan ve gay modacı olarak bilinen Barbaros Şansal, twitter ve facebook’taki yazılarıyla İslam ve Müslümanlara hakaret etmeye devam ediyor.
Daha önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a aynı şekilde sosyal medyada hakaret ettiği gerekçesiyle Erdoğan’ın avukatları tarafından şikayet edilen Barbaros, verdiği ifadede o twitter ve facebook hesaplarının kendisine ait olmadığını söylemişti.

“Ordu evlerinde türban, sakal, sarık ve cübbenin serbest olması yetmez; kerhanelerde de serbest olmalı ki, çarşafla evden çıkıp takside değiştirmek zorunda kalmasınlar.”

“Atatürk istikbal göklerdedir demişti ama bunlar istikrar ayağına her şeyi g… etti” şeklinde hakaret içeren onlarca twit atıp, facebook’ta yazan Şansal; kendi iddiasına göre konuştuğu ve yazdıkları bahane edilerek dövülmüştü! Kimsenin zorlanmasına ve dayak yemesine ‘oh olsun’ diyecek değiliz fakat kimsenin de başkalarının kişiliğine ve inancına hakaret etmesini de doğru bulmadığımız gibi, eline ya da ağzına sağlık diyemeyiz! Başkalarının inancına küfretmek gibi bir hakka sahip değiliz! Biz edersek, karşımızdakinin de bize aynıyla cevap vermesine davetiye çıkarmış oluruz!

Bir taraftan; “Keşke beni askere alsalardı. Psikosomatik bozukluk (Psikolojik kökenli fiziksel hastalıkların genel adı) diyerek bir kenara attılar. Atatürk’ün çocukları neden çiçekli pantolonla girmesin Meclis’e? En fazla Merve Kavakçı kadar aykırı kalırım. Saçını üzüm kırmızısı boyayan burma bıyıklı vekiller oluyor da, ben neden olmayayım?” diyerek, milletvekili olabilme arzunuzun askere almadıkları için engellendiğini söyleyerek, çiçekli pantolonlar içinde tozpembe hayaller kuracaksınız; diğer taraftan “Tekbir getirerek beni dövdüler” diye ağlayacaksınız!

Bunların üzerine de, herkese hakaret edip, pislik atacaksınız!..

Oysa sizin gibi çiçekli pantolonlar içinde olan birinden, inancı ne olursa olsun insanlara hakaret etmemesi beklenirdi fakat siz aynen devam ediyorsunuz!

Biri, basına yansıyan aynı üslupta size ait iki tweet attınız ki; birincisi; “Berkin’i de sen öldürdün Tayyip. Yemin olsun ki, hesabını cehennemde ödeyeceksin! Ama misli evlat acısını yaşarken görerek” dişe Başbakan’ın aleyhinde; diğeri de; “Bu hırsız; siyasetçi, gazeteci, işadamı ve sanatçı bozuntusu sözde heteroseksüelleri gördükçe, iyi ki homoseksüel doğmuşum diyorum” şeklinde AK Parti üzerinden Müslümanların aleyhinde!..

Katıldığınız bir programda; “Sadece İslam olarak değerlendiriyorsunuz. Benim nüfus kâğıdımda maalesef İslam ibaresi yazmıyor. Dolayısıyla bende kendi inançlarım doğrultusunda bunu düşünmek durumunda özgür olduğumu düşünüyorum” dediğiniz için homoseksüelliğiniz konusuna İslami açıdan değinmeyeceğim gibi, inancında seni bağlar. Ben, sürekli yaptığınız ve vazgeçmediğiniz hakaretleriniz hususunda bir fıkra ile size katılmak isterim:

Yeni aldığı papağana, adını da söyleyen sahibi; papağan, kendisine adını söyleyip küfredince, çok şaşırmış.

Bunu belki bir iki defa söyler vazgeçer diye düşünerek, ilk günler önemsememiş fakat papağan, küfretmeye devam etmiş. Üstelik küfür hep aynı!.. Önce ismini söylüyor sonra poposunu kastederek, ‘G…. s….!’ diyor!.. Papağanın küfretmemesi için ikaz edip elinden gelen gayreti gösteriyor ama nafile!.. Bir süre sonra papağan konusunda bilgisi olan birine, ne yapması gerektiğini sorduğunda; “Papağanı kafese koy ve üzerine büyük bir bez kapat; sofra bezi olabilir. Üç gün su ve yiyecek vermeden bezin altında dursun. Böylece unutur” şeklinde cevap alır.

Evine gelip, papağanın üzerine sofra beziyle örter. İki gün hiç düşünmez. Üçüncü gün, acaba açlık ve susuzluktan öldü mü diye aklına gelir. Küfür etse de, aldığından bu yana papağana alışmış olduğunu anlar ve ölürse vicdan azabı çekeceğini hisseder. İkindin vaktidir. Dayanamaz ve en azından ölüp ölmediğini görmek için bakmaya karar vererek; sofra bezinin kenarını hafif kaldırdığında; papağanın sesi duyulur: “Ne o, g….. mü kaşındı?!”

Kaşınmamak lazım!..

Ali Kaya
İZDİHAM

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın