Ali Can Fidan, Kuytular

 

Baba ben Yusuf.
Bak, bu bileğimdeki de
feleğin çemberi.
Baba
Kör kuyulara
düştüğüm söylenmiş?
Nedense anlatılan hikâyelerde hep
insanların değil
kuyuların körlüğü işlenmiş.
Baba inan
insan düştü mü
kendi içindeki kör kuyulara düşer.
Hakikat çeşmesinin
yanına bağlı olduğu halde
yerdeki çamurlu sudan içen
eşektir beşer.
Baban ben. Yusuf.
Seni alan kuyular
iki gözümden etti gitti.
Oğul
Yılan derisini değiştirir,
fıtratını değiştiremez.
İnsan da aynı.
Varsa beyazın altında
kara bir gömleği
bir gün illa meydana çıkar.
Öyle bir dünya ki
görüyor kardeş kardeşi
kendine şikâr.
Oğul
bileğindeki takıyı gördüm
âmâ olmamdan öncesiydi.
Onu ben senin için
acı menşeili çivilerden dövdüm
kullandığım çiviler
beşerî acıların en incesiydi.
Sana bir de
dokuz necmden taç ördüm.
Başına taktığından beri
ne yanına dönsen kördüğüm.
Velhasıl oğul,
peşini bırakma
ardına düştüğün yolların
arzdan arşadır yürüyüşün.
Sana boşuna gösterilmedi
acılarınla başlayıp
saadetle bitecek 
yılları içeren düşün
ve unutma
asla şemalin parıltısına aldanma
bir gün toprağa yar olacak
nur cemalin,
aydan ak görünüşün.
                               
ali can fidan
İZDİHAM

 

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın