Ali Çakır, Obsesif Duası

Yüzümü deniz suyuyla yıkadım. Gözlerim yandı. Kirpiklerim topaklandı. Derken efendim, elinde bir neşter. Bu çok keskin değil mi, dedim. Buna dayanacağımdan nasıl emin olabiliyorsun, dedim. Korktuğumu görmelisin, dedim. Anlamadın mı, dedi, anlamayacak mısın; neşter yok, sen yoksun, ben yokum. Birkaç kilo et, biraz kemik, bir iki ölçek kan filan verildi diye var mı sandın kendini? Allah’m ben sanmayı ne zaman bırakacağım? Baksana, konuşmayı unuttum Allah’m. Allah’m bu kısmı biraz daha çabuk geçemez miyiz?

Allah’m, seni hapsettiğim gökyüzünden ve mabedimden yeryüzüne, hayatıma dâhil etmem gerekiyor. Ama buna razı ve hazır değilim.

Allah’m, kendimi muktedir hissettiğimde yüzüne bakmadığım, işin içinden çıkamayınca da kapısını çaldığım bir aile büyüğü değilsin.

Allah’m seninle konuşmak için şizofren olmak gerekmiyor. Bence daha çok konuşmalıyız.

Mesela böyle bazen çok yaklaşıyor insan. Bakıyorsun ki mümkün. İncecik bir çizgi arada ama gerçekten incecik… Sonra o çizgi kalınlaşıyor, kalınlaşıyor, kalınlaşıyor ve koca dağları yutabilecek kadar derin bir uçuruma dönüşüyor. Yine vazgeçmiyor insan. Ulan ben bunu dikerim, diyorsun. Dikiyorsun da. Derken hariçten bir el gelip tekrar söküyor. Ölümcül bir döngü bu.

Ya da yarayı açan, açtığı yaranın kapanıp kapanmadığını merak ediyor ve kapanmadığını görmekten ilkel, yabani bir mutluluk duyuyor.

Bir de sık sık ölüyoruz, limanın yüzü karardıkça. İçimizin aç çocuklarını bir gemiye inandırmak gittikçe güçleşiyor Allah’m. İyi ki aramızda hala önceden gemi görenler var. Galiba bir daha ölemez, bir daha dirilemezdik yoksa.

Allah’m, kafam çok karışık. Allah’m, mazur gör. Pozitif kaygı, ümidin muhafızıdır. Allah’ım bunu iyice öğret. Allah’ım sevmeye devam et.

 

 

Ali Çakır

İZDİHAM

 

 

 

 

 

 

      İzdiham Dergisi 32. Sayısında birbirinden güzel yazılar, şiirler, çıldırmalar, öyküler ve denemelerle okuyucusuyla buluşuyor. Kapakta viyolonsel çalan Vedran Smailovic.  Bosna yerle bir edilirken her enkaza smokinini giyerek ağıt yakan Vedran’ın iç burkan hikayesini okuyacaksınız. Arka kapakta ise saçlarını üfleyince tarak uzattığımız Naim Süleymanoğlu. İzdiham, unutulmaz bir sayı daha sunuyor. İzdiham Dergisi 32. Sayısına Buradan Ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın