Albert Camus, Başkaldıran İnsan’dan seçmeler

Albert Camus, Başkaldıran İnsan’dan seçmeler

*Çünkü yaşamak kendi başına bir değer yargısıdır. Soluk almak yargılamaktır.

*Öyleyse birey tek başına, savunmak istediği değerin kendisi değildir. Bu değeri oluşturmak için, en azından bütün insanlar gerekir. Başkaldırıda, insan başkasında kendini aşar.

*İnsanlar herkeste herkesçe benimsenen, ortak bir değere dayanamıyorlarsa, insan için insan anlaşılmaz kalıyor demektir.

*İnsanlık koşulu genelleştirilmiş ölüm cezasıyla tanımlanırsa, başkaldırı, bir bakıma, onunla çağdaştır.

* Köle adalet istemekle başlar, krallık istemekle bitirir işi.

* Doğaya başkaldırmak kendi kendimize başkaldırmakla birdi. Başını duvarlara vurmaktır. O zaman tutarlı olan biricik başkaldırı intihardır.

*Varlık, taştır.

*Ruh, zindanda, boyun eğiş aktöresi olmayacak bir aktöre kuracak ölçüde güçlüyse, bir buyuruculuk aktöresi kurar çoğu zaman.

*Yok etme serbestliği yok edenin de yok olabilmesini içerir.

*İnsan ” tümüyle maddeden oluşan bir tür bitki” ise, ancak bir nesne, hem de deney konusu bir nesne olarak ele alınabilir.

* Ölüme ve haksızlığa duyulan kin, kötülüğü öldürmeyiuygulamaya almasa bile savunmaya götürür insanı.

* Başkaldıran insan, kendini suçsuz bulduğundan, kötülükle savaşmak için iyilikten vazgeöer ve kötülüğü yeniden yaratır.

*Yalnız çığlık yaşatır insanı; coşku gerçek yerini tutar.

* Birey saygısından çok kişilik saygısını başlatır romantizm.

*Her şey kımıldar, hiçliğe koşar, ama alçalmış kişi dayatır ve hiç değilse gururu ayakta tutar.

*Züppelik çileciliğin yozlaşmış bir biçimidir. Züppe için yalnız olmak hiç olmak demeye gelir.

* Birey, yaratık olarak, yaratıcıya karşıt olamaz.

* Gerçek acımanın acısını çeken kişi için kurtuluş yoktur.

*İnsan, var olmak için, “yapmaya” karar vermelidir.

*Devrimci olmak için inanılacak hiçbir şey yokken, hâlâ bir şeylere inanmak gerekir.

* Ayaklanan insan bencillikleri ancak kendi bencilliği birleştirdiği ölçüde, birleştiği sürece uyuşacaktır öteki insanlarla. Tek varlığı olan var olma istediğini yatıştıracaktır yalnızlıktadır gerçek.

* İnsan kendisini boğan düğümler arasında ölmek istemiyorsa, onu bir vuruşta kesip atması, kendi değerini kendi yaratması gerçektir.

*Dünya çarkı durup da insan var olana evet dediği zaman, öğleye ermiş özgürlük vardır.  Ama varolan oluşur.

*Başkaldırmış şiir, on dokuzuncu yüzyıl sonu ile yirminci yüzyıl başında bu iki uç; yazın ve güç sistemi, usdışı ve ussal, umutsuz düş ve dizginsiz eylem arasında gidip gelmiştir hep.

*Adaletsizliği adaleti yerleştirerek düzeltemeyince, hiç değilse en sonunda yok oluşla birleşen, daha geniş bir adaletsizlik için içinde boğmayı yeğ tutar insan.

*Kendi kendimizden nefret etmemiz için, suçsuz olduğumuzu bildirmemiz gerekirdi, bu da yalnız kişi için olanaksız bir gözü pekliktir; kendi kendini tanıması bunu engeller.

*Her deha aynı zamanda hem benzersiz, hem de bayağıdır.

 

Albert Camus

İZDİHAM

 

 

 

İzdiham 27. Sayısına ulaştı. Bu sayıda Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Fatma Şengil Süzer, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Nurdal Durmuş, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Halil Kurbetoğlu, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, Ferhat Toka, Mücahide Orak, Mücahit Gündoğdu, Kevser Tekin, Elif Atasoy, Hatice Çay ve Yağız Gönüler yer alıyor. İzdiham hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham dergisinin 27. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: