Akif Haner, Bekleme Salonu

Havalar soğuk. Atkı, bere, mont ve kışlık ayakkabı lazım. 

Yürüdüm şarkı söylemedim ve sadece yürüdüm. Arkadaşlarım, ailem, tanımadan iletişime geçtiğim yüzlerce insan ve daha niceleri. Düşünüyordum. Bana bir türlü sıra gelmiyor bunların arasında. Bir ara bir bank gözüme ilişti. Hemen gidip oturdum.
Etrafta bankalar, ışıkları yanan evler, hareket halinde olan veya park eden arabalar. Yalın halde caddede duran iki üç insandan biriydim. O an inşaattaki amelelerle birçok ortak yanım vardı. Evde değildim ve arabada ya da otobüste seyahat etmiyordum. Havanın soğukluğunu hissediyor ve nefes alıp verişimi seyrediyordum. Herkes vardı, her şey bir şekilde hayat buluyordu çevremde ama bana bir türlü sıra gelmiyordu.
O banka oturduğum anda sıranın bana geldiğini fark ettim. Gayrı ihtiyari irkildim bir an. Ve düşündüm.
Başarısızlıklarımı, yaklaşmakta olan doğum günümü, en son bir vesileyle bayramda giyindiğim takım elbisemi ve elime aldığımı hayal ettiğimde bile irkildiğim diplomamı. Sanırım şu genç yaşımda beni ihtiyarlatan okuldan mezun olduğumda diplomamı elime verdiklerinde bir çocuğum olmuş gibi sevineceğim. Üzüldüm kendi adıma. O anda herkes kayboldu. Az önce zihnimde gezinen her şey yerini mezun olduktan sonra kuracağım işe bıraktı. Kısa süre sonra o da kayboldu.
Savaşı kaybetmiş bir kale komutanı gibi esir alınmayı bekliyordum. Hayat durmuştu. Bir anlık boşluk oluştu o an.
Üşümüyordum ve nefes alıp verişimi kontrol edemiyordum.
Az ilerdeki havuz ilişti gözüme. Geçen sefer yine bu saatlerde geldiğimde boştu. Yarım saat onun neden boş olduğu konusunda kafa patlatmıştım bilinçaltımda. Havuzun bu gece neden dolu olduğunu düşünmedim bile. Hafiften üşümeye başladım. Kaldırım taşlarının döşemelerinden hayali şekiller çıkarıp onlarla geometrik hesaplar yaparak yürüdüm. Böyle yürüdüğüm zamanlarda vakit çok erken geçiyor. Artık düşünmemeliyim diyorum kendime. Döşenmiş taşlarda beliren geometrik şekiller yavaş yavaş azaldı. Buğulu gözlerden seçemiyordum artık şekilleri. Hafiften mırıldanarak şarkılar söylemeye başladım.
“Her yanımda susmuş insanlar susmuş,
İçimde ölen biri var”
Şarkı söylemeye devam ettikçe, az önce dağılan insanlar tekrar toplanmaya başladı. Kalabalık artıyordu her geçen saniye. İnsanların uğultularından bir şey duyamaz olmuştum.
Kendime geldiğimde insanlar akşamki maçlardan, terk eden sevgililerinden ve magazinsel olaylardan konuşuyorlardı. Kalabalığın toplanma sebebi olan ben köşeme çekilmiş can çekişiyordum.
Akif Haner
İZDİHAM

 

izdiham-26-sayi

İzdiham 26. Sayı

İzdiham dergisi 26. Sayısında hiçbir yerde bulamayacağınız çok özel çalışmalar yer alıyor. Edebiyatla gençleri ve hayatı birbirine dost yapan İzdiham’ın bu sayısında Gökhan Özcan, Ercan Kesal, Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Baki Ayhan T., Murat Kapkıner, Güray Süngü, Zeliha Yurdaer, Onur Bayrak, Dilek Kartal, Yağız Gönüler, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, İbrahim Varelci Süleyman Unutmaz, Ferhat Toka, Selman Urluca, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Özer Turan, Çağatay Hakan Gürkan, Seda Bilici, Feyza Özcan, Beyazıt Bestami, Halil Kurbetoğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Mustafa Toprak, Öner Buçukcu, Fahrettin Dede, Dinçer Ateş, Turgay Bakırtaş ve Bülent Parlak gibi nitelikli eserler veren edebiyatçılar ile genç ve umut vaad eden isimler yer alıyor. İzdiham Maarif Takvimi, Lügatlere Güncelleme, Bulgarlar Ne Okuyor? Adlı çalışmanın yanı sıra bir de taziye ilanı yer alıyor. Dengenizi Kaybettiniz, başınız sağolsun. İzdiham’ı bir solukta okunacak bir sayıyla karşınızda. İzdiham dergisinin 26. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: