Ahmet Haşim, Sensiz

Ahmet Haşim’in harika bir şiiri. Piyale’den. Sene 1926!

 

 

Annemle karanlık geceler ba’zı çıkardık;

Boşlukta denizler gibi yokluk ve karanlık

Sessiz uzatır tâ ebediyetlere kollar…

Gûyâ o zaman, bildiğimiz yerdeki yollar

Birden silinir, korkulu bir hisle adımlar,

Tenhâ gecenin vehm-i muhâlât[1]ını dinler…

Yüksekte semâ haşr-i kevâkib[2]le dağılmış,

Yoktur o sükûtunda ne rü’yâ,ne nevâziş[3];

Bir sâ’ir[4]-i mechûl-i leyâlî gibi rüzgâr,

Hep sisli temâsiyle yanan hislere çarpar.

Göklerde ararken o kadın çehreni, ey mah!

Bilsen o çocuk, bilsen o mahlûk-ı ziyâ-hâh[5],

Zulmette neler hissederek korku duyardı:

Gûyâ ki hafî[6] bir nefesin nefha-i serdi[7],

Rûhanda bu ferdâ[8]-yi siyeh-rengi fısıldar,

Sâkin geceler şefkat olan encüm-i bîdâr[9],

Titrer o karanlıkların evc-î kederinde[10],

Hüsrân ü tehâssür[11] gibi mâtem nazarında;

Gûyâ ki o dargın geceler rûhu boğardı:

Her şey bizi bir korkulu rüýâla sarardı:

Zulmet ki müebbed, mütehâcim[12], mütemâdi[13]:

Eşkâle verir ayrı birer şekl-î münâdi[14],

Dallar kuru eller gibi mebhût[15] ü duâkâr,

Zânû-zede[16] dullar gibi hep tûde-i eşcâr[17]…

Çılgın dolaşan bâd-ı leyâlî[18] ki serâîr[19],

Pîş ü pey-i seyrinde koşar muzlim ü dâir[20]

En sonda nigâh[21]-î ebediyet gibi titrer,

Tâ ufka asılmış sarı bir lem’a-i muğber[22]…

Bir kafile-î rûh-ı kevâkib[23] gibi mâhmur[24],

Zulmette çizer Dicle uzun bir reh-i pür-nur[25]

Ondan yalnız rûha gelir bir gam-ı mûnis[26];

Yalnız o, karanlıklara rağmen yine pür-his,

Yalnız… Bu kamersiz gecenin zîr-i perinde[27],

Bir feyz-i ziyâ haşrederek âb-ı zer[28]inde,

Bir kafile-î rûh-ı kevâkib gibi mâhmur,

Zulmette çizer Dicle uzun bir reh-i pür-nur

Dinlerdik uzun şi’rini ben lâl, o hayâlî,

Lâkin ne kadar hüzn ile tev’em[29]di meâli[30],

Gûyâ, o zaman, nûrunu ey mâh-ı mükedder

Eylerdi semâ lü’lü[31]’-i hüzniyle telâfî[32]:

Yıldızları göklerden alıp bir yed-i mahfî[33],

Bir bir o donuk gözlerin a’mâk[34]ına îsâr[35]

Eylerdi ve zulmette koşarken yine rüzgâr,

Rûhumda benim korku, ölüm, leyle-i târîk[36],

Çeşminde onun aks-i kevâkible dönerdik.

Ahmet HAŞİM,(Piyale, 1926)

Vezin: Mef’ûlü / mefâilü / mefâilü / feûlün

[1] Aslı olmayan şüpheler.

[2] Birikmiş yıldızlar.

[3] Okşama, okşayış.

[4] Yürüyen.

[5] Işıldayan yaratık.

[6] Gizli.

[7] Bir nefesin soğuk kokusu.

[8] Yarın.

[9] Uyanık yıldızlar, uykusuz yıldızlar.

[10] Kederlerin en yüksek noktası.

[11] Duygular, düşünceler, hasretler.

[12] Birbirine hüum eden, saldıran.

[13] Devamlı, kesiksiz, sürekli, daima.

[14] Nidâ eden, seslenen, çağıran. Müezzin.

[15] Hayretle, şaşkın, mütehayyir. Sersem.

[16] Diz çökmüş.

[17] Yığın yığın ağaçlar.

[18] Gece rüzgârı, yeli.

[19] Gizli şeyler, sırlar.

[20] Daire, dönen.

[21] Bakmak, nazar etmek. Bakış.

[22] Tozlanmış, gücenmiş güneş ve yıldız gibi parlamak. Öfkelenmek.

[23] Yıldızlar.

[24] Sarhoşluğun verdiği sersemlik. Uykulu, baygın göz.

[25] Nurlu yol.

[26] Alışılmış, ehlileşmiş, cana yakın, sevimli, ünsiyyet edilmiş keder.

[27] Kanadı altında.

[28] Sarı renkli su.

[29] Birbirine benzer.

[30] Manası.

[31] İnci, parlak, ışıklı, kıymetli.

[32] Tamamlar, karşılar.

[33] Gizli el.

[34] Derinlikler, göz pınarları.

[35] Dökme, serpme, saçma. Kötülemek. Kasırga. Paha biçme.

[36] Yol. Gece yolu.

 

 

 

 

Ahmet Haşim

İzdiham

 

 

 

İzdiham 28 Çıktı. İzdiham 28. Sayısında da yine herkesten farklı, her şeyden özgün, her şeyden daha şiir. 28. Sayı ile İzdiham yepyeni bir yolculuğa daha başladı.  Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Bekir Şamil Potur, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Alper Çeker, Yunus Meşe, Emine Şimşek, Ferhat Toka, Bilge Çiğe, Mücahit Gündoğdu, Sema Evin, Meltem Gülname Kaynar,  Hatice Çay ve Yağız Gönüler hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham 28. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: