Ahmet Edip Başaran, Cevat Çapan’ın Son Şiir Kitabını Ele Aldı

Şair Cevat Çapan’ın yeni kitabı, ilk bakışta ölüme giden bir yolcunun son sözlerini hatırlatıyor. Ancak Çapan, Son Duraktan Önce’ de her şey sona ermeden hayattan alınacak güzellikleri şiire taşıyor.

Cevat Çapan, ömrünü sanat edebiyat çalışmalarına vakfetmiş bir isim. 1933 doğumlu şair, özellikle Batı şiirinden yaptığı nitelikli çevirilerle dikkatleri çekti. Çevirinin kendi iç sorunları ve özellikle dil estetiği bağlamında süregiden tartışmalara dair yoğun bir mesai harcadığını biliyorum Çapan’ın. Bununla birlikte Cevap Çapan, kendi yazdığı şiirlerle de sanat edebiyat dünyasının hep içinde oldu. 1985 yılında yayımlanan Dön Güvercin Dön isimli kitabı 1986 Behçet Necatigil Şiir Ödülü aldı. İlk yazdığı şiirler Toplu Şiirler adıyla yayımlanan Çapan’ın son dönem yazdığı şiirler de YKY tarafından yayımlanıyor.

Son Duraktan Önce, Çapan’ın yayımlanan son şiir kitabı. Kitabın ismi ilk elde ölüme doğru giden bir yolcunun son durağa varmadan önce söylediği sözleri hatırlatıyor. Kitaptaki şiirler de zaten bu temel izleğin çevresinde dolaşıyor diyebiliriz. Son durak, bitişe ve kurgusal bir sona dair çağrışımları olan bir terkip. Genelde ölümle özdeşleşen bir yönü de var bu terkibin. Bu çağrışıma rağmen Çapan belki bilinçli belki bilinçsiz, ölüme dair pek fazla metaforlar kullanmamış kitapta. Tam aksine daha hayat dolu, tabiatın ve eskimeyen hatıraların izinde kendi doğasını ve sekinetini arayan bir şair portresi sunuyor. Son durağa varmadan hayattan alabileceği hangi güzellikler varsa onların peşinde koşan bir şiirsel eda var Çapan’ın yazdıklarında.

BİR İLK YAZ DÜŞÜ

Çapan, kitabına aldığı toplam yirmi iki şiiri üç bölüme ayırmış. Uzaktan Yakına başlıklı ilk bölümün ilk şiiri Ten Akılla Buluşunca başlığını taşıyor. Bir gençlik hülyasıyla sarmaş dolaş uzaktan yakına doğru yaklaşan bir nevi yakındaki sona odaklanan bir dile yaslanıyor şair. “Eğer son menzilimizse gece” dizesiyle başlıyor mesela şiir. Son imgesi bu bağlamda kitabın temel izleklerinden birisi olarak da okunabilir. Tenin akılla buluşması aynı zamanda çocukluktan gençliğe ordan yetişkinliğe uzanan bir ömür sayfasında şairin geçtiği durakları imliyor. Yani son durağa varmadan önce geçilen irili ufaklı bütün duraklar. İnsanın hayata ve dünyaya dair algılarını besleyen ve belirleyen bu duraklarda edinilen izlenimler aynı zamanda bir ömür fotoğrafı da veriyor bize.

Yolculuk, Çapan’ın şiirlerinde serüven duygusuyla ilintili daha çok: “İşte ten akılla buluşunca başlardı o uzun yolculuklar” (s.11) Bu serüven duygusunu naif bir ömür hesaplaşmasının eşliğinde veriyor Çapan. Gidenler, gelenler, hiç dönmeyenler… Yer yer yavan bir nostalji havası verse de geçmişten çekip aldığı enstantaneler onun hayatla giriştiği kavganın satır aralarını gösteriyor bir bakıma. Hatıralar demek dostlar demektir ve Çapan, kavgasına dostlarını da dâhil etmeyi unutmuyor elbette: “gün olur dev dalgalarla boğuşurdu kimimiz / kimimiz çöllerde yol alırdı susuz” (s.11)

Kitaptaki baskın temlerden birisi tabiat. Bir İlkyaz Düşü şiiri başta olmak üzere Çapan’ın yazdığı şiirlerde bir tabiat havası baskın duruyor. Tabiata yöneliş, belki de son durağa yaklaşmakta olan bir yolcu için bir kaçış, bir nefeslenme molası. Bununla birlikte Çapan’da tabiatın sesiyle insanın doğası arasında gidip gelen bir söyleşme, yakınlaşma var. Tabiata dair göndermelerde de geçmişle kurulan bağlar öne çıkıyor: “Sen gelmeden annemin topladığı otların / adlarını yazacağım bu deftere sana öğretmek için” (s.13) Bahar imgesi de tabiat söz konusu olduğunda bir açılmaya ve sorgulamaya dönüşür Çapan’da: “Eğer kuş sesleriyle başlıyorsa bahar / ve bir insanı sevmekle her şey / şimdi başlayacak oyun ne, / oyuncular nerede?” (s).

BİR ÖMRÜN KIYISINDA

Çapan’ın dizelerinde kıyı, ada, taşra gibi kelimeler de belirgin bir şekilde öne çıkıyor. Hayatın kalabalığından ve dağdağasından kaçıp kurtulmak için sığınılan limanlar gibi kullanılmış bu imgeler. Bir sessizlik arayışı olarak da okuyabiliriz bu şiirsel tavrı. Taşrada başlıklı şiir şu dizelerle başlıyor mesela: “Nicedir bir bulutla yorgun bir rüzgârın arasından / bakıyorum dünyaya” (s.22) Yine şairin aradığı dinginliği işaretleyen geceyi, yıldızları, denizleri ve dağları, akşamı ve gök kubbenin sessizliğini okuyoruz aynı şiirde. Metropollerde hayat çok hızlı akar. Öyle bir zaman kıskacı içinde yaşar ki insan, ne başının üzerindeki göğe ne de içindeki dünyaya bakacak vakti vardır.

Duraktan özellikle de son duraktan bahsediyorsak elbette yolu ve yolculukları da hesaba katmalıyız. Bu bağlamda Çapan’ın şiirlerinde yola ve yolculuğa dair izler görmek de mümkün: “Biz ki bilirdik eskiden / yolları da, yolculukları da.” (s.35) Geçmişe doğru yapılan atıflar, geçmiş, şimdi ve gelecek eğrileri üzerinde eşitleniyor Çapan şiirinde. Çünkü her son aynı zamanda bir başlangıç hatırlamasıdır. “Başlangıcımdadır benim sonum” demişti Eliot. Çapan’ın şiirinde de son duraktan önce geçmişe yapılan bu yolculuk aynı temel arayıştan kaynaklanıyor diyebiliriz belki de. Yaşlandıkça çocuklaşmanın da bu kişisel gerçeklikle bir bağı var elbette.

EZBERİMDE RÜZGÂRLAR

Kıyılarda Mevsimler başlıklı ikinci bölümdeki şiirlerden sonra kitabın son bölümü Ezberimde Rüzgârlar başlığını taşıyor. Yine doğaya, mevsimlere, aylara dair hislerin öne çıktığını görüyoruz bu bölümdeki şiirlerde de. Yarım Kalmış Bir Mektup başlıklı şiir Eliot’a atıfla bahara ve yazın başlangıcına duyulan özleme dair bir hissiyatla başlar: “Nisan. Ayların en zalimi diye / adın çıksa da / biz seni hasretle düşlerdik hep / uzun kış gecelerinde” (s.54)

Dünyaya dair gözlemler de sanki güngörmüş bir bilgenin ağzından aktarılır. “Rüzgârların adlarını öğretmeyi de unutma / çocuklarına.” (s.55) der Çapan, aynı şiirin devamında ise şunu söyler: “rüzgârların adlarını ve şifalı otları / ve yeryüzünde ne varsa yararlı olan” Son duraktan bir önce yola ve yolculuğa dair edindiği tecrübeleri paylaşmak isteyen bu şair tavrı, aynı zamanda yaza ve yazın bereketine de atıflar yapar: “Aylardan Hazirandı hep bizi yaza taşıyan / yazın bereketli hasadına, kutsal buğdayına;” (s.56)

Çapan’ın Son Duraktan Bir Önce kitabı yaza ve yazın bereketine, tabiata, rüzgâra, kıyılara ve dağlara doğru yola çıkmak isteyen okura naif bir el uzatıyor. Tıpkı Çapan’ın söylediği gibi, sahi sizin evinizde de kokulu otlara ve çiçeklere bayılırlar mı?

Ahmet Edip Başaran, Yeni Şafak Kitap

İZDİHAM

“İzdiham, 31. Sayısında kapağı okuyucuları istediği şekilde tamamlasınlar diye manşeti siz atın dedi.” İzdiham Dergisi’nin 31 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye.
İzdiham dergisinin 31. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın