Ahmet Cora, Ülkede Belgesel İzler Gibi Yaşayanlar

Tembellik harikadır.

“Biz o gün mavi hapı içecektik be Morfi”
NEO

Geçenlerde,  Pakistan’da iş için üç dört gün kalıp dönen bir arkadaşla konuşuyordum.Ülkeyi nasıl bulduğunu sorduğumda, çok geri kalmış ve insanlarının oldukça fakir olduğundan bahsetti.

Bir de çok acayip bir şey söyledi; ülke içinde arabayla giderken, etrafı sanki televizyonda bir belgesel izler gibi izlediğini fark etmiş…

Otobüslerin içindeki kadar üstünde de oturan kalabalıklar, yukarıda uçan daha önce hiç görmediği iri kuşlar, kırsal bölgelerdeki kum fırtınaları, havadaki ağır baharat kokusu, aşırı sıcak…Vesaire.

Onu dikkatle dinledikten ve Türkiye’de yaşadığımıza şükrettikten sonra, aklıma şu durum geldi; Bizim ülkemizde de nice insan,  burada doğup büyümesine rağmen, sanki bir belgesel izliyor gibi yaşıyor.Tuhaf gelecek ama bu duygumu, televizyon izlerken denk geldiğim bir ekonomi programı tetikledi.Çok iyi üniversitelerde okumuş, çok iyi semtlerde oturduğu belli, yabancı dile oldukça hakim bir bayan programcı ve yine aynı özelliklere sahip elleri manikürlü (yakın çekimde gördüm) bir erkek borsacı konuğu vardı ekranda.İkisi de konuşmalarını bolca teknik kelime ile süslüyor, hallerinden oldukça memnun ve rüyalarındaki işi yapıyor gibiydiler. Endeks, kur, temettü, ÜFE, Para arzı.. vs. dillerinin oyuncaklarıydı.Televizyonların, reklamcıların A grubu diye tanımladıkları kişiler bunlar olmalıydı.Tuhaf yargılar düştü aklıma, onlara bakarken.

Mesela; Formula 1 yarışları, kesinlikle özel merakları arasında olmalıydı (Niyeyse).

Steve Jobs’u mutlaka yüzyılın en önemli adamı olarak görüyorlardı.

Mevlana onlar için bir hümanizma ikonuydu.

Evlerinin karşısındaki lüks site inşaatının işçileri, uğradıkları benzincilerdeki pompacılar, kendilerine pos makinası uzatan kasiyerler adeta hayali roman karakterleriydi.

Belki de hepsi benim kuruntum, ön yargılarımdı.

Belki de bu insanlar, dünya insanı olma çıtasını yakalamışlardı ama ben kendi yerel gözlüğümle bunu anlamıyordum.

Ne bileyim.Daha fazla düşünmek istemedim, Flash’a falan geçtim.

 

Ahmet Cora,

İzdiham

 

“İzdiham, 31. Sayısında kapağı okuyucuları istediği şekilde tamamlasınlar diye manşeti siz atın dedi.” İzdiham Dergisi’nin 31 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye.
İzdiham dergisinin 31. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın