Ahmet Cora, En ‘İyi’ Erkek Oyuncu: Ahmet Mekin

Ahmet Cora, En ‘İyi’ Erkek Oyuncu: Ahmet Mekin
İyiler kötülere göre daha rahat uyur ama kötüler
uyanma vaktinden çok daha fazla keyif alır.
Woody Allen

Uzun boyundan dolayı gençliğinde “Filiz Ahmet“ diye seslenirlermiş.Bu yakıştırmanın, sadece boyundan değil naifliğinden de kaynaklanmış olması muhtemel. Nüfustaki soyadı: Kurtdereli ama akılda kalıcı olmaz diye düşünüldüğünden veya yeterince “artistik” bulunmadığından olsa gerek, “Mekin” uygun görülmüş.Mekin, kelime olarak da vakarlı, temkinli anlamına geliyor.Kendisinin seyircide bıraktığı izin de bundan farklı olmadığı herkesin malumu.
Anladığınız üzere, 56 yıldır 200’e yakın filmde rol almış bir isimden, sinemanın efsanevi “iyi adamı” Ahmet Mekin’den bahsediyorum.

Çeşitli sohbetlerinde; gençliğinde manifaturacılık, güreş, kayak, futbol ile ilgilendiğini ama aksilikler sebebiyle hiçbirinde devam edemediğini anlatır.İyiki de öyle olmuş diyelim.

1950’li yılların ikinci yarısında Bakırköy Halkevi’ne gidip gelmeye başlar, Mekin.

Amatör olarak bazı oyunlarda yeralır.Aynı semtten tanıdığı Kenan Abi’sinin (Kenan Pars), onu yönetmen Selahattin Burçkin ile tanıştırması hayatını değiştirecektir.Aslında başta sinemaya çok hevesi yoktur.Hatta biraz da Kenan Pars’ın ısrarı üzerine 1957 yılında “Mahşere Kadar” adlı filmde rol alır. Bu rol, hayatını tamamen değiştirecek uzun bir macerasının başlangıcı olacaktır.Henüz 25 yaşındadır ve düzgün fiziği ve yeteneği sebebiyle daha ilk filminde Belgin Doruk ile aynı perdede gözükme fırsatı yakalamıştır.Aynı yıl “Yosmanın Kızı” ve “Kara Günlerim” filmleriyle de bu sanat dalında kalıcı olduğunu gösterecektir.Dönem, Türk sinemasının doğup büyümeye başladığı dönemdir ve çekilen film sayısı oldukça fazladır.

1975 yılına kadar jön rollerinde oynamaya devam eder, Mekin.Bu yıldan sonraki filmlerinde kendi isteğiyle karakter rollerine yönelecektir.Bir röportajında “Karakter oyunculuğunun altından kalkabilirsem daha çok tatmin olacağımı düşündüm. Zaten Yeşilçam filmlerinde filmin ağırlığını jönler değil, karakter oyuncuları taşımaktadır. “ sözleriyle bu seçimininin sebebini anlatır.

Onu kalplerimizde özel bir yer sahibi yapacak filmde rol alması için 45 yaşına kadar beklemesi gerekecektir.1977 yılında Atıf Yılmaz, Cengiz Aytmatov’un romanından uyarlayarak “Selvi Boylum Al Yazmalım” adlı bir film çeker.Başrollerinde Kadir İnanır ve Türkan Şoray’ın oynadığı, Cahit Berkay’ın muazzam müziklerle süslediği bu filmde Yılmaz, Cemşit karakteri için Ahmet Mekin’i düşünecektir.Zira bu temiz yüzlü adam bu rol için bulunmaz hint kumaşıdır.O ana kadar seyirci de onu hiç kötü adam rolünde görmemiştir. Duygu dolu bakışların, yüzdeki masum ifadenin bize ilk hatırlattığı kavram zaten “iyilik”tir. Film, “emek mi önemli sevgi mi?” temasını işlemiş ve Türk sinemasında bir başyapıt olmuştur.

Hikayesini çok kısa özetlersek; Kamyon şoförü İlyas (Kadir İnanır) bir güzel köylü kızı Asya (Türkân Şoray) ile tesadüfen karşılaşır ve birbirlerine deli gibi aşık olup evlenirler.Samet adında bir çocukları dünyaya gelir.Şehirde büyümüş İlyas, birgün Asya’yı terk eder ve çocuğu ile ortada bırakır.Asya ve oğlunun karşılarına Cemşit (Ahmet Mekin) adında bir adam çıkar.Onlara şevkat ve merhametle yaklaşır, Samet’e babalık yapar.Bu huzurlu giden süreç birden İlyas’ın tesadüfen karşılarına çıkmasıyla bozulur. Asya bu büyük aşkı ve kendisine zor gününde kucak açan Cemşit arasında bir tercih yapmak zorunda kalır. “Sevgi emektir” diyerek Cemşit’i seçer.

Fransız yazar Andre Gide’nin.”İyilik, her türlü kötülüğü yapma imkanın varken kötü bir şey yapmamaktır” şeklinde bir sözü vardır Cemşit, hikayede bu tanımın çok ötesine geçmiş, Asya’yı gerçekten sevmiş, onun ve çocuğunun mutlu olması için çaba sarfetmiş bir karakterdir.Kötülüğün fiyakasına, toplumsal baskılara aldırmamış, iyiliğin taşlı yolunu seçmiştir.Seçtiği bu yol boyunca da karşısındakine en ufak bir “başa kakma” eyleminde bulunmamıştır.Belki, filmin sonunda, “iyiler her zaman kazanır” şeklindeki basit önerme, şoför İlyas üzerinden “aşıklar da bazen hata yapabilir” düşüncesinin altında ezilmiştir ama bu film, izleyicinin Ahmet Mekin ile arasındaki tüm mesafeleri kaldırmasına vesile olmuştur.Türk seyircisi, artık onu yakın çevresinden biri gibi görmeye başlamıştır.
Zira Ahmet Mekin, “oynamadan oynamak” denilen özel bir yeteneğe sahiptir.

Selvi Boylum Al Yazmalım, 1978 Uluslararası 15. Antalya Sanat Şenliği’nde Maden filminin ardından ikinci en iyi film seçilir. (Maden, Yavuz Özkan’ın yönettiği başrollerini Cünet Arkın ve Tarık Akan’ın paylaştığı zamanın da ruhuna uygun olarak çekilen sol temalı bir filmdir.)

Seyirci, Ahmet Mekin’i bir sene sonra Necip Fazıl’ın tiyatro eserinden televizyona aktarılan “Bir Adam Yaratmak” filminde görecektir.Burada da kendisini deliliğe götürecek iç sorgulamaları bulunan bir adamı oynayacak ve dikkatleri üzerine çekecek bir performans sergileyecektir.

Mekin’i hafızalara kazıyan bir diğer oyunculuk deneyimi de, 1987 yılında TRT için 5 bölüm çekilmiş, Mesut Uçakan’ın yönettiği “Kavanozdaki Adam” adlı TV dizisidir.Saçları traşlı düşünen bir adam fotoğrafının, yaşı müsait olanların hafızalarında mutlaka yeri vardır.Bu filmde de, tümör sebebiyle beyin nakli yapılan bir adamı oynayacaktır.Tek kanallı bu zamanlara göre hayli bilim kurgu ve hatta hafif gerilim içerikli bir filmdir.

Bir Yudum Su , Gurbet Yolcuları, Kelebekler Çift Uçar, Çöl Kanunu, Vurun Kahpeye, Büyük Şehrin Kanunu, Beyaz Güller, Yaralı Kurt, Bir Garip Yolcu, Düğün, Korkunç Şüphe, Çiçek Abbas, Mektup, Hoşgeldin Hayat, Kağıt, 72. Koğuş, Görünmeyen oynadığı diğer önemli sinema filmleri olup, Küçük Ağa, Savcının Karısı, Kayıp Şehir gibi televizyon dizilerinde de roller almıştır. 2011 yılında oynadığı “Görünmeyen” adlı film, kendisine 30.İstanbul Film Festivalinde “En İyi Erkek Oyuncu ödülünü getirmiştir.

Uzun yıllardır Balıkesir Erdek’te sakin bir hayat yaşamakta ve sadece film çekimleri için İstanbul’a gelmeyi tercih ettiği bilinmektedir.

Türk sinemasının yeri zor dolacak sağlam, iyi bir aktörüdür.

Ahmet Cora
İZDİHAM

“İzdiham, 31. Sayısında kapağı okuyucuları istediği şekilde tamamlasınlar diye manşeti siz atın dedi.” İzdiham Dergisi’nin 31 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye.
İzdiham dergisinin 31. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın