Ahmet Cora, Charlotte’nin biyografisini kaleme aldı

Ahmet Cora, Charlotte’nin biyografisini kaleme aldı

 

Hafif acılar konuşabilir ama derin acılar dilsizdir.

L.A.Seneca . (MÖ 4 – MS 65)

 

Acı

 

Yaklaşık iki asır önce İngiltere’de yaşamış, hayat hikayesi ile çokça edebiyatçıya ilham kaynağı olmuş bir kadın yazar konuğumuz.Yaşadığı acıların şiddetini muhtemelen yazarak azaltabilen altı çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğu.Evet doğru okudunuz; Beş kız, bir erkekten oluşan altı kardeş.

İsimleri: Maria, Elizabeth, Charlotte, Emily, Anne ve erkek kardeş Branwell.

Babaları İrlanda asıllı bir rahiptir.1816 Yılında Yorkshire’da kilisenin yanında oturdukları evde dünyaya gelir, üçüncü çocuk Charlotte Bronte.

Henüz beş yaşındayken kanserden annesini kaybeder. Ona ve 5 kardeşine bir müddet teyzesi bakar.Sonrasında, onu iki ablasıyla (Maria, Elizabeth) birlikte, “Clergy Daughters / Rahip Kızları” adlı okula gönderirler.Okuldaki sağlıksız koşullardan dolayı Charlotte’un iki ablası da burada vereme yakalanıp, küçük yaşta hayata veda edecektir.

Henüz 9 yaşında olan Charlotte, annesinden sonra ablalarınını da toprağa verince artık kaybetmenin ne demek olduğunu çok iyi anlamıştır.

Bir yıl sonra bu okuldan alır babası onu. Nispeten şartları daha iyi olan “Roe Head / Karaca Başı ” adlı başka bir okula yazdırır.Buradan mezun olur, Charlotte. Ve şans o ki; eğitimini tamamladıktan sonra aynı okula öğretmen olarak dönme imkanı bulur.Üç sene de burada öğretmenlik yapar.Ama sonra, detayını bilmediğimiz bir sebepten dolayı okuldaki görevini aniden bırakır.

Boş durmamak için Yorkshire’daki bazı ailelerin evlerinde mürebbiyelik yapmaya başlar. İki senesi de böyle geçer.

Kendisi ve kız kardeşleri Emily ve Anne, yazmaya meraklıdırlar. Hatta bu üç kız kardeş, 1846’da ortaklaşa bir şiir kitabı çıkarma cesaretini bile gösterir. Kitap sadece 2 adet satar ama bu durum heves ve azimlerini kırmaya yetmeyecektir. Üç kardeş de yazılarında mahlas kullanır. Kadın olmalarının okuyucuda olumsuz bir etki bırakacağını düşündüklerinden, bunlar erkek isimleridir.(Charlotte’un mahlası; Currer Bell )

Tek erkek kardeş Branwell de 1848’de bronşite yakalanır ve o da hayatını kaybeder.

Yeni bir ızdırap dönemine girmektedir Charlotte. Erkek kardeşini toprağa verdiği yıl, kendisi gibi yazar olan Emily ve bir yıl sonra da Anne, seneler önce ölen ablaları gibi, vereme yakalanıp dünyaya veda edecektir.

Charlotte, babasıyla bir başına kalmıştır artık. Kalemine daha çok sarılır. Bir kurgudan yola çıkarak hayatından izleri taşıyan bir roman yazar.Hiç umulmadık bir şey olur; Yazdığı bu roman “Jane Eyre”, beklemediği, müthiş bir ilgi görür.

Londra’daki edebiyat çevrelerinde artık ismi duyulmaya, saygınlık görmeye başlamıştır.

38 Yaşına geldiğinde, çok sevmemesine rağmen, babası kör olduktan sonra onun yerine kiliseye gelmeye başlayan Nicholls adındaki bir papazla evlenmek durumunda kalır.

Ancak bir yıl sonra, 1855 yılında, hamileliğinin dokuzuncu ayında, zatüreye yakalanacak ve o da kısa ömrünü tamamlayacaktır.

Charlotte’un bu hazin hayat hikayesinin izleri eserlerine de sinmiştir. Genelde kendisini derinden etkileyen hayatından kesitleri şiirleştirmiş, romanlarına serpiştirmiştir. Ancak ızdırap ve acının yakıcılığı onun dilinden okuyucuya geçerken adeta filtrelenir. Soğukkanlı, durgun ve sade bir anlatımı vardır.Bazı olayları dolambaçsız, doğrudan anlattığı gibi birçok şiirinde de anlatımı metoforlar üzerine kurmuştur.Örneğin “Kuzeyin Dili ! Yalnız Bozkır” adlı şiirinde bozkır ile hayatı ve dünyayı kastetmekte, hayatın engebelerinden, karanlığından dem vurmakta ve ümidi ise parlayan bir yıldız ile özdeşleştirmektedir.

 

 

Kuzeyin Dili ! Yalnız Bozkır

 

Kuzeyin dili ! Yalnız bozkır

Sessiz ve karanlık ve düzensiz tümsekler

Biraz coşkulu bir çayın akarkenki dalgaları

Alelacele, eğreltioltlarıyla dolu vadilerin içinden

 

Hala büsbütün alacakaranlık hava

Cansız manzara; bu yüzden

Görüntüyü kayar sanarız

Nehirden içmek için eğilen

Bir erkek geyiğin yanında,

 

Ve bir dağlık bölgeden uzakta

bir soğuk, kar yığınları bölgesi uzanır

Ve bir yıldız, geniş ve yumuşak ve tek

Bulutsuz gökyüzünü sessizce aydınlatır.

 

Speak of the North! A lonely moor

Çeviri: Ahmet Cora

 

Ne olursa olsun, sıkıntılara göğüs germe ve ümidi kaybetmeme temasını eserlerine hakim kılmıştır, Charlotte.

Hatta bir romanında karakterlerden birine alttaki cümleyi söyletecektir;

“insanlar , hayatla tek başına bırakıldıkları zaman, her zamankinden daha büyük bir enerjiyle , mücadeleye sarılırlar .”

O, acının sakin dilidir.

Kendisinden geriye “Anne Bronte’nin Ölümü” ve “Bronte” isimli iki şiir kitabı, “Jane Eyre”, “Shirley”, “Vilette” , “Profesör” adlarında dört roman ve hazin hayat hikayesi kalmıştır.

 

 

 

 

Ahmet Cora

İZDİHAM

 

 

 

 

İzdiham 28 Çıktı. İzdiham 28. Sayısında da yine herkesten farklı, her şeyden özgün, her şeyden daha şiir. 28. Sayı ile İzdiham yepyeni bir yolculuğa daha başladı.  Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Bekir Şamil Potur, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Alper Çeker, Yunus Meşe, Emine Şimşek, Ferhat Toka, Bilge Çiğe, Mücahit Gündoğdu, Sema Evin, Meltem Gülname Kaynar,  Hatice Çay ve Yağız Gönüler hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham 28. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: