Ahmet Cora, Biz o gün mavi hapı içecektik be Morfi!

 

Hep sen mi ağladın hep sen mi yandın
Bende gülmedim yalan dünyada

                                              Neşet Ertaş (1937-2012)

1999’da bir film çekildi.Bilinen çokşey değişti.Siyah ekran üzerine yeşil dijital rakamlar şeklinde hafızalara kazınan giriş jeneriği, o dönem filmi seyretmeye gittiğimde, bana teknoloji temalı soğuk bir film olduğu imajı vermiş, hatta gösterimdeki filmler arasından bu filmi tercih ettiğim için pişmanlıkla karışık bir burukluk hissettirmişti.Film devam ettikçe fikrim de değişti.Zaten daha sonra sinema otoriteleri tarafından da film, bilim kurgu alanında bir devrim olarak yorumlandı.Bu kategoride çıtayı çok yukarılara çıkardığı söylendi.Özellikle serinin birinci filmi, tüm düşünce yapılarını alt üst etti.Devam niteliğindeki ikinci ve üçüncü filmler aynı etkiyi yapmadı.Daha çok ticari yatırım olarak algılandı.

Matrix kelimesini o güne kadar hiç duymamıştık.Lisede “matris” diye bir konu işlemiştik ama aynı temele mi refere ediyordu bilmiyorum.Film özetle, bu dünyaya yalan veya dijital söylemle “sanal” diyordu. Filmde, herşeyin bir yanılsama, beyinde gerçekleşen bir simulasyon olduğu ve hepimizin bu hayali sistemin parçası olduğumuz anlatılıyordu.Bu yalan dünyadan da bizi seçilmiş bir kişi kurtarabilirdi.O da bir bilgisayar programcısıydı.Nick Name’i: Neo

Tavşanı bırakmamalar, sıkıca takip etmeler…sistemin kara gözlüklü ajanlarının slim fit siyah takımları…Uzun deri pardösüler …filmin artistik hareketleriydi.

 “Morpheus, seni kendime yakın hissettim, sana Morfi diyebilir miyim?” deme noktasına gelmedi Neo, ama Morfpeus abisinin etki alanından da çıkamadı.
İki renk sunmuştu abisi ona özetle; Kırmızı ve mavi.

Maviyi seçersen yaşamına kaldığın yerden devam edersin.Kafa konforun, düzeninin bozulmaz.Ama kırmızıyı yutarsan titrer ve kendine gelirsin.Derin uykulardan uyanırsın.Bu seçiminle belki o gemi bu limana hiç gelmez, acılar dinmez, savaşlar bitmez.Ama hakikatla yüzleşme nimetine erersin.

Film, biraz “kapitalizm” eleştirisi, biraz ecnebinin “mehdi” referesi.Alttan alta da  “sıradan güçlerinle düzeni değiştiremezsin” telkini.

Neo, film karakteri değil de, gerçek kişi olsaydı başına bunca iş geldiğinde “Aga, ne olursa olsun biz o gün mavi hapı içecektik ! “  demesi beklenebilirdi.Yani ikinci bir şansı olsaydı sabah işe gidip, akşam eve gelmesi, herşeyin yeri ayrı deyip yerine göre hareket etmesi, önünü ilikleyip, arz etmesi muhtemeldi.Ama adama kahraman pardösüsünü giydirmişlerdi bir kere, geri dönüş olmazdı.Zaten sonrasında, azmi sayesinde doğa üstü güçlere de sahip olacaktı.O, içinde olduğumuz matrix çadırını yırtabilecek tek adamdı.

Filmin en havalı sözü: ”Aklını özgürleştirmek istiyorsan bildiklerini unutmalısın”
Peki ev, araba taksitlerimiz, kredi kartı borçlarımız ne olacak? Onlar da bizi unutur mu?

 

Ahmet Cora

İZDİHAM

 

 

izdiham-26-sayi

İzdiham 26. Sayı

İzdiham dergisi 26. Sayısında hiçbir yerde bulamayacağınız çok özel çalışmalar yer alıyor. Edebiyatla gençleri ve hayatı birbirine dost yapan İzdiham’ın bu sayısında Gökhan Özcan, Ercan Kesal, Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Baki Ayhan T., Murat Kapkıner, Güray Süngü, Zeliha Yurdaer, Onur Bayrak, Dilek Kartal, Yağız Gönüler, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, İbrahim Varelci Süleyman Unutmaz, Ferhat Toka, Selman Urluca, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Özer Turan, Çağatay Hakan Gürkan, Seda Bilici, Feyza Özcan, Beyazıt Bestami, Halil Kurbetoğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Mustafa Toprak, Öner Buçukcu, Fahrettin Dede, Dinçer Ateş, Turgay Bakırtaş ve Bülent Parlak gibi nitelikli eserler veren edebiyatçılar ile genç ve umut vaad eden isimler yer alıyor. İzdiham Maarif Takvimi, Lügatlere Güncelleme, Bulgarlar Ne Okuyor? Adlı çalışmanın yanı sıra bir de taziye ilanı yer alıyor. Dengenizi Kaybettiniz, başınız sağolsun. İzdiham’ı bir solukta okunacak bir sayıyla karşınızda. İzdiham dergisinin 26. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: