Ahmet Cora, Bir Osmanlı Seyyahı olan Aşık Mehmed röportaj yaptı

İzdiham olarak yaklaşık 420 sene öncesine gidip Osmanlılar arasında ilk kapsamlı seyahatnameyazan kişi, coğrafyacı Aşık Mehmed ile keyif dolu bir sohbet gerçekleştirdik.Şam’daki evinin bahçesinde seyyahlığının detayları üzerine konuştuk.Pek çok şeyi bizimle paylaştığı bu sohbeti, biz de dergimiz okurlarıyla paylaşıyoruz.Bizi kırmayıp, evinin kapılarını açan Aşık Mehmed’e teşekkürü bir borç biliriz.

-Biz Aşık Mehmed’i, içinde bulunduğumuz 1595 yılında, çıkardığı “Menâzırü’l Avâlim”yani “Cihan Persfektifi” eseriyle tanıyoruz. Bu çağda bir gezgin olarak Aşık Mehmed kendini nasıl tanımlar?

Babamın ve dedemin ismi ile birlikte söylersem tam adım; Aşık Mehmed Bin Ömer Bin Bayezid. 1555 Yılında Trabzon’da doğdum.Çocukluğum meyve ağaçlarının tepesinde ve Karadeniz’in hırçın dalgarıyla boğuşarak geçti.Orada okudum ve medrese eğitimimi tamamladım. Çocukken uzak diyarları, oralardaki insanları merak ederdim.Aslında, benim uzak olana karşı bir tutkum var sanırım.Yaz geceleri evimizin önündeki çimlere yatar ve gökyüzündeki yıldızlara bakardım hayranlıkla.20 Yaşımda Anadolu’yu gezmeye başladım, sonra da gerisi geldi…Böyle böyle 40 yaşımıza ulaştık işte.

– Seyyahlık dışında bir iş yaptınız mı?

Yaklaşık 20 sene seyahat ettim ama bu 20 sene kolay geçmedi doğrusu.Doğuda ve batıda bazı seferlere katıldım. Özdemiroğlu Osman Paşa’nın Kafkasya ve Güney Rusya seferine, Koca Sinan Paşa’nın Macar seferine katıldım.Çeşitli yerlerde mahkeme kâtipliklerinde bulundum.Bir ara Manisa’ya giderek bir buçuk yıl şehzade Mehmed’in (Üçüncü Mehmed) divan kâtipliğini yaptım.Kendisi geçenlerde tahta çıktı, malumunuz.Sonra da gördüğünüz gibi Şam’dayım.Kısmet burasıymış.Bir süredir Şam’da yaşıyorum.

– Bu toplumda insanlar, sadece eğitim, memuriyet, sürgün, hac gibi sebeplerle bir yerden bir yere seyahat eder.Sizdeki bu tanıma ve tanıtma amaçlı seyahat dürtüsü nasıl ortaya çıktı?

Söylediğiniz doğru. Biz daha çok toplu olarak hareket eden bir toplumuz. Orta Asya’dan çıkıp, Anadolu’ya gelmişiz toplu olarak.Şimdilerde de Avrupa’ya doğru bir hareketimiz söz konusu.Birey olarak alıp başını gitme durumu çok az.Aslında insan doğduğu zaman bireysel bir iç seyahate başlıyor.Bu seyahatin varış yeri de belli.Ama fiziksel açıdan herkes gezip göremeyeceğine göre birilerinin gezip, bunları anlatması gerek diye düşündüm.Yoksa insanlar başka diyarları nasıl bilecek? Buradan yola çıkarak kendi durumu ve yaşantısını nasıl kıyaslayacak ve sorgulayacak? Gezme tutkusu bir virüs gibidir.İnsanın içine girdi mi yapacak da pek birşey yok doğrusu.Özetle, gezme ve yazma merakımı birleştirmek ve kalıcı bir eser bırakmak istedim.

Kitabınıza dönersek; Biraz anlatabilir misiniz bu eserinizi.Anladığımız kadarıyla sadece muhitleri değil, bazı ilmi bilgileri de içeriyor.Faydalandığınız kaynaklar oldu mu?

Sondan başlayayım; Evet, benden önce yazılan muhtelif coğrafya kitaplarından faydalandım.Benden sonra gelecek nesiller de bu eserden feyz alacaklardır muhtemelen.Bu doğal bir süreç.Ayrıca yüzyıllar önce yaşamış İslam alimi İbnü’l-Cevzî ve coğrafyacı ve astronom Kazvînîgibi isimlerin eserlerinden de faydalandım.

Kitap, bir giriş, iki bölüm ve bir sonuç’dan oluşuyor.Giriş kısmında Allah’ın varlığının delillerinden; birinci bölümde kâinatın yaratılışından, göklerden, yıldızlardan, cennet ve cehennemden; ikinci bölümde yeryüzünden; sonuç kısmında ise dünyanın ömründen ve kıyametten bahsediyorum.Tabi, eserin büyük kısmı ikinci bölüm.Yeryüzünü, denizleri, adaları, bataklıkları, gölleri, nehirleri, dağları, şehirleri ve insanları bu bölümde anlatıyorum.

– Bir hayli kapsamlı bir çalışma. Özel bir soru soralım; Gittiğiniz yerlerinden yemeklerine kolay adapte olabiliyor musunuz? Mesela kitabınızın hayvanlar bölümünde, kılıçbalığını “eti iyi değildir” diye nitelendirmişsiniz.

Evet, İstanbul’u anlatırken bahsetmiştim o konudan.Orada kılıçbalığı çok bol çıkıyor.Eti iyi değil ama yine de yenebilir.Bir müddet sonra alışmıştım ben de. Tabi, damak tadı insanların doğup büyüdüğü yerle çok alakalı.Ben Trabzonlu olduğumdan, mısır, lahana ve hamsi hep en sevdiğim yiyecekler olmuştur ama gittiğim gördüğüm yerlerde farklı lezzetler tatmak da heyecan verici.Kayseri’de mantı, Antep’te ciğer, Ege’de zeytinyağlılarla tanıştım ve çok kısa sürede adapte oldum.Sorun yok yani

– Görmek istediğiniz yer var mı, başka nereyi görmek istersiniz?

Bu yüzyılın başında İtalyanlar, İspanyollar yeni bir kıta keşfetti malum.Okyanusun ötesinde, “Amerika” diyorlar sanırım.Avrupalılar hala akın akın gidiyor.Genelde islam diyarlarını gezdim ama orayı da bir görmek isterdim.Yerlilerini tanımak, kültürlerini görmek, onlara beyaz adamla tanışmak nasıl bir şey diye sormak isterdim.

-Sizden sonra seyahat edip, bunları yazmaya niyetli gençlere neler tavsiye edersiniz?

Gidilen yere saygı duymaya, anlamaya çalışsınlar seyahatlerinde.Memleketlerin insanlarını, kültürüyle birlikte değerlendirsinler.Seyahatlerinde biraz cesur olmaları gerekir; kalacak yer bulabilir miyim endişesine girmesinler yani.Ayrıca çok param olsun diye beklemelerine de gerek yok.Ceplerindeki az miktar akçe ile de yollara düşübilirler.Bizim milletimiz misafirverperdir oldukça.Yola çıkmak için birini ya da birilerini de beklemesinler.Seyyahlık yalnız yapılan bir iştir.Fazla da plan yapmalarına gerek yok.Biraz da akışına bırakmaları gerekir.Tabi, seyahati bir yaşam biçimi olarak benimsemeleri şart.

-Mehmet Bey, hem bu kısa sohbet için hem de yazdığınız bu seyahatnamenizle Osmanlı’nın sosyal, ekonomik ve kültürel tarihi adına sonraki nesillere müstesna bir kaynak bıraktığınız için, izdiham olarak size çok teşekkür ediyoruz

Ben teşekkür ederim efendim.Ta buralara kadar geldiniz.

 

 

Kurgulayan- Yazan : Ahmet Cora

İzdiham Dergi 18.sayıda yayınlanmıştır.

 

 

 

 

İzdiham 28 Çıktı. İzdiham 28. Sayısında da yine herkesten farklı, her şeyden özgün, her şeyden daha şiir. 28. Sayı ile İzdiham yepyeni bir yolculuğa daha başladı.  Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Bekir Şamil Potur, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Alper Çeker, Yunus Meşe, Emine Şimşek, Ferhat Toka, Bilge Çiğe, Mücahit Gündoğdu, Sema Evin, Meltem Gülname Kaynar,  Hatice Çay ve Yağız Gönüler hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham 28. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: