Ahmet Cemil, a

rica ediyorum, bu cümlenin sonuna koyacağım noktadan sonrasını okumayın. rica ettim ama, çok ayıp bari burada durun. çıkın gidin, size söylüyorum bu son şansınız. hala buradasınız demek, o zaman anlaşalım. siz mütecaviz insanlarsınız! terbiyesizsiniz, hatta ileri derecede bağımlı! ne olurdu yani, bir metni de daha ilk cümleden terk etseydiniz! siz okur olmuşsunuz okur, insan olun biraz! bu yan yana dizilen cümleleri okumakla elinize ne geçecek sanıyorsunuz! Ama ricamı kırmayıp, ilk cümleden sonrasını okumasaydınız bir kalbiniz olduğuna inandırırdınız beni. artık bir kalbiniz olduğuna inanmıyorum. zihniniz bu harflerin, cümlelerin kölesi haline gelmiş. bakın hala dönmüyorsunuz geri, hala okumaya devam ediyorsunuz ya! merakınız; terbiyenizi ve edebinizi alaşağı ediyor, hiçbir şey olmamış gibi okumaya devam ediyorsunuz. hiç utanmıyorsunuz değil mi? zararın neresinden dönseniz kardır, biraz mahremiyet istiyorum, ne var bunda! istiyorum ki, herkesin önüne koyduğumu, sırf kendime ait sebeplerden dolayı siz okumayın. ama siz ne yapıyorsunuz, şehvetle sonunu bekliyorsunuz olan bitenin. olan biten bir şey yok, hadi dönün buradan. yazık ediyorsunuz kendinize, bundan sonrası –uyarmadı demeyin- düpedüz arsızlık! arsızlık ile utanç duymamak aynı şey değil, ar iki harfli olduğu ve r harfinden dolayı daha vurgulu, daha şiddetli bir noksanlık. şimdi bu ikisi arasındaki farkı benim mahremimden almanız size ne kazandırdı? oysa sadece  yaratılan biri olduğum için bu metni okumanızı istememem hakkım değil mi? okumayın yahu! delisiniz, yeminle delisiniz! kazandıklarınızı bozduruyorsunuz bunu yapmakla. sonra da bu okuduklarınızı modern aklınızla kategorize edeceksiniz. ayıp diyorum, günah diyorum, yakında haram diyeceğim. kul hakkı bu, helal etmem sonra hakkımı. beni anlamanız umurumda bile değil, siz iğrenç insanlarsınız buraya kadar da geldiniz ise. kelimelerin sonu için konuşuyorum. kuracağım son cümleden kendimi uçuruma bırakacağım. üstelik uçurum bile diyemeyeceksiniz ona, ardımda tek bir kelime bırakmayacağım. şunu iyi anladım, bu kelimeleri sesimizle boğuyoruz biz. şunu da iyi anladım, ne ahlak kaldı, ne de saflık… bitti! erdiniz mi muradınıza!? alın size bir a, gidin oynayın şimdi!

 

Ahmet Cemil

İzdiham

 

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın