Ah Müjgan Ah filmindeki son sahne

 

Semtimizin bir tanesiydi Müjgan. Saçları sırtına kadar sırma sırma dökülür.

Elleri ufacık, gözleri dört defa lacivert.
Ve de ne her ne hikmetse, bu da bana gönüllüydü. Öyle bir sevdim ki Müjgan’ı. Dünyamı şaşırdım. Haddimi bilemedim. Evleniriz gibi geldi bana. Evimiz, yuvamız olur. Işığımız yanar. Fakir soframız kurulur gibi geldi. Sahil bahçesinde gazoz içerekten gizli gizli mal-ü hülya kurardık. Sonra da çarşılara giderdik. Eşya beğenirdik, elden düşme. Aynalı konsolumuz, topuzlu karyolamız bile olacaktı. Müjganım her an, her bir daim yanımda olacaktı. Ama olmadı, gitti. Nereye mi gitti? Paraya gitti abiciğim, paraya.
Nikah resimlerimizi de çektirdik. Sonra, karpuzcu Raşit abinin kayınbiraderine borç ederekten nişan yüzüklerimizi de yaptırmıştım. Ama Müjgan takmadı bunu. Takamadı. Uçuverdi elimden. Meğer, gizlice bir altın kafes bulmuş kendine. Müjgan’ın gelinliğini hususi diktirmişler. Benim gibi kiralık tel duvak almaya kalkışmamışlar. Öyle sevindim ki mesut ve bahtiyar olsun diye dualar ettim. Müjgan gibi, ben de birbirimize verdiğimiz sözleri ettiğimiz yeminleri unuttum. Bir daha mahalleye gelmedi Müjgan.
Gelemedi.
“Bizim dar ve eski sokaklara otomobili sığmıyormuş” dediler. “Senede bir kaç ay zaten, Avrupa’daymış” dediler. “Zaman şifalı bir ilaçtır, unutursun” dediler. Unuttum ben de. Hiç aklıma gelmiyor.
Hatırlamıyorum bile Müjgan’ı.
Hatırlamıyorum.
İZDİHAM

 

“Biz yazılıya çalışmıştık, hayat bizi sözlü yaptı.” İzdiham Dergisi’nin 30 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye. İzdiham Dergisi'nin 30. Sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın