Ah Muhsin Ünlü, Kutub-u Şikeste

Yağmur başladı sen dedim camlara koştum
Doğursan zulmümden çıldıracaktı deniz
Biz aynı hırkayı giyecektik Muhyiddin ağlayacaktı
Muhyiddin ağlayacaktı biz aynı hırkayı sırayla giyecektik biz

Meğer gül hemen çözülmezmiş hemen gül meğer1
Yürürmüşüm ve parçalanmayabilirmiş avrat
Bana düğün salonlarından beri Rab patlat
Şu aynayı koynuma almazsam eğer

Anlamadığım çocukları balkonuma gömerim
Şeyh gardolaplarıysa ancak yağmur bildirir
Bir şemsiye sarıklaştırır at değil midir?
Nizamülmülk, Gazâlî, Sabbah; koşsalar?..
Kuş patladı, Allah vardır, bisiklet söylüyorum
Fotoğrafı Ve’l Asr ile açıkla derdi babam
Kuyulardır, derindir, içinde adam vardır
Yusuf bile düşmüştür aleyhisselam!

Ayın aydınlık yüzü gibi bir tiren dolu bacak
Ağlamak
Abdesti bozmaz mıydı be şeyhim?
Gelmeyeydin yanlış planlanmış bir gömleği
Ta kendi kuzusuna verecek idim
Gidiyorsun ve gayet planlanmış bir kuzudan
Gömlek sökmek üzreyim

Ve nihayet göğe düşsem Bengitay işte
Annemi daha içeriden açıklayabilirim
Şol cinnete pasaj dersen sevgilim beni sıkma
Sevgilim beni sıkma ben
Okuma bilirim.

Ah Muhsin Ünlü
İZDİHAM

      İzdiham Dergisi 32. Sayısında birbirinden güzel yazılar, şiirler, çıldırmalar, öyküler ve denemelerle okuyucusuyla buluşuyor. Kapakta viyolonsel çalan Vedran Smailovic.  Bosna yerle bir edilirken her enkaza smokinini giyerek ağıt yakan Vedran’ın iç burkan hikayesini okuyacaksınız. Arka kapakta ise saçlarını üfleyince tarak uzattığımız Naim Süleymanoğlu. İzdiham, unutulmaz bir sayı daha sunuyor. İzdiham Dergisi 32. Sayısına Buradan Ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın