Monthly Archive: Nisan 2018

Cengizhan Genç’e Sorduk

CENGİZHAN GENÇ, 1992 yılında Sakarya’da dünyaya geldi. Ailesinin tek çocuğudur. 2014 yılında Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Ayrıca 2013 yılında Çankaya Halk Eğitim Merkezi’nin açmış olduğu aşçılık kursunu başarı ile bitirip okurken yarı zamanlı olarak aşçılık yaptı. Şiirleri daha önce HECE, DERGAH, KURGAN, SİNCAN İSTASYONU, …

İsmet Özel, Partizan

Gırtlağımda bir harf büyüyor buna dayanacağım dişlerim kamaşıyor yıldızlardan buna da. Kabaran bir çarpıntı oluyor şehir. Artık yırtarak açtığımız zarflarda ne kargış, ne infilak yalnız koynunda çaresiz, çıplak isyan işaretleri taşıyan bir ergen cesedi. Kabaran bir çarpıntı oluyor şehir uyusam bir dağın benimle uyuduğu oluyor her gün şehrin ortasında bir …

Yunus Meşe, Kediler Konuşur Mu?

Odada boğucu bir sıcaklık var. Kadın, koltuğun yumuşaklığına bırakıvermiş kendini. Saçları darmadağın. Bir kavgadan yeni çıkmış sanki. Serinlemeye çalışıyor sadece. Elindeki kâğıt yelpazeyi umutsuzca sallayıp duruyor. Vantilatör çalışıyor ama tek katkısı televizyondan yayılan, mahalleden taşan seslere biraz daha ses eklemek. Kadın gözlerini televizyonun ekranına kilitlemiş. Ekranda bir yarışma programı var. …

Nazım Hikmet Ran, Vatan Haini

“Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ. Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet. Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.” Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla, bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson’un 66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali Amerika, bütçemize 120 milyon …

Şükrü Erbaş, Kocaman Bir Çocuğu Öpüyorsun

Sen bende neleri öpüyorsun bir bilsen Herkesin perde perde çekildiği bir akşam Siyah bir su gibi yollara akan yalnızlığı öpüyorsun Ağzında eriklerin aceleci tadı Elleri bulut, gözleri ot bürümüş ekin tarlası Bir çocuğun düşlerine inen tokadı öpüyorsun. Yağmur her zaman gökkuşağını getirmiyor Aralık kapılarda bekleyişin çarpıntısı Bir kadının eksildikçe ömrüme …

Hüseyin Nihal Atsız, Mutlak Seveceksin

Sevda gibi bir gizli emel ruhuna sinmiş; Bir haz ki hayalden bile üstün ve derinmiş. Gökten gelerek gönlüne rüzgar gibi inmiş, Bir sır ki bu,ölsen bile açamazsın… Anlatması imkansız olan öyle bir an ki, Hülyadaki ses varlığının gayesi sanki… Bak emrediyor:Daldığın alemden uyan ki, Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın… Kalbin …

Daniil Kharms, Sandık

İnce boyunlu bir adam bir sandığa girdi, kapağını üstüne kapattı ve nefesi kesilerek soluk almaya başladı. Böylece, dedi nefes nefese soluk alan ince boyunlu adam, bu sandığın içinde nefes alabiliyorum çünkü ince bir boynum var. Sandığın kapağı kapalı ve içeri hava girmiyor. Zorla nefes alacağım, ama yine de sandığın kapağını …

Nilgün Marmara, Yitik Kaynak

Unutuş bir kaynak olmalı, Yeni’yi her an’a yaymak için. Ben sana olmalıyım, Bana sen bir kaynak. Görüyorum geç, kıyım çok yakın! Biliyorum artık mut uzaklığını. Sen yüzümü götürmüyorsun, Kendi gözünü bile! Gerçek bilinsin, diliyoruz, Düz, eğri, çapraz ya da değirmi. Güzeldir açığa çıkışı yüreğin, Sen bil ki, ben de seveyim! …

Aynur Dilber, Yasak Elma

Anne, çocuğunu her yaramazlık yaptığında elmayla cezalandırmaya başladı. Elma yemesi yasaklandı. Bu ceza yöntemini yeni bulmuştu. Eskiden odaya kilitlerdi. Şimdiyse elma vermiyordu. Artık karınlarını doyurmak, bedenlerini korumaktan çok daha zordu. Bir gün çocuk elma kokusu aldı çürük tahta pencerenin aralığından. Koklayarak iyice yaklaştı. Burnunu yapıştırdı cama. Derince bir nefesle kokuyu …

Mehmet Harmancı, Biz de Ali’yi Severiz Hem de Nasıl!

  Yemen ellerinden beri gelirken Turnalar Ali’yi görmediniz mi (Türkü) -Abi baksana telefona! -Niye? -Çalıyor işte! -İyi de kırk yıldır çalar hiç bakmadım ki! -Niye bağlattın o zaman? -Hz. Ali ararsa diye… -Eee, Hz. Ali arıyorsa hadi? Niye Açmıyorsun? -Kafan iyi mi senin! Hz. Ali telefon açar mı yahu? Cahil …